İnsan hayatta iken mülk uğruna dostuna, akrabasına, komşusuna saldırır, zulmeder, haramlar içine gömülerek girdaba kapılır. Hem ağır haramlar yükünün sorumluluğunu yüklenir gider. Bunca sakıncalı haramları varislerine belâ olarak bırakır. Haram hortlar, şeytanlaşır ve çirkin programını uygulama trendine girerek varisleri birbirine düşman eder. Haram katliamına kurban edilmiş olurlar. Hele cinayetler toplum içinde sargın halini alınca artık huzur ve güven kalmaz.
İnsan gittiği ahiret yurdunda, dünyada iken zulmettiği insanın hakkını helal etmesini bekler. Allah'ın da affına muhtaç olduğunu açık ve net olarak anlar. Fakat bunu anlaması ona hiçbir artı değer kazandırmaz. İşte bunun için de dünya hayatında kullanma kılavuzunu tam ve aslına uygun kullanmaları gerektiği hakikati bütün canlılığı ile kendini gösterir. İşte bütün sancıların, dertlerin ve ıstırapların reçetesi yalnızca Rabbimizin gönderdiği Kitapta bulunur. O Kitap âşık yiğitlerindir.
Bunun için de Rabbimiz kullarına çok önemli talimat verir. Rabbimiz bu talimatı uygulayan kullarına teminat vererek insanlara yapmaları gerekeni bildirir;
"Sizden hayra davet eden bir ümmet (lider kadro) olsun. Bunlar ma'rufu emrederler, münkerden nehyederler. İşte felâha erenler (dünya ve âhiret saadet selametine kavuşanlar) bunlardır." (Ali İmran:3/104) Peşinden bunu teyit eden bir diğer ayette ise bu lider kadronun önderliğinde ümmetin üstün değerleri zikredilmektedir.
"Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten çekindirip vaz geçirirsiniz. Allaha inanıyor ve güveniyorsunuz. Ehli kitap Yahudi ve Hıristiyanlar da inansaydılar kendileri için elbette hayırlı olurdu. İçlerinde iman edenler vardır. Fakat onların çoğu dinden çıkmış fâsıklardır."

9