Her hayırlı değer bir bir yok edilirken bu arada aile de baskı ve ayak oyunlarıyla korkunç asimilasyona maruz bırakılıyordu. Elbette yıkım burada daha kolay olacaktı.
Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ailenin temeline yoğun dinamitler yerleştiren dönme yöneticiler genelevleri kurmuşlardı.
Her koldan yıkım ve çökertme hızlanırken bu korkunç ihanetten aile de nasibini ileri düzeyde almış ve çökmeye başlamıştı. Artık namus, ar, iffet ve edep timsali müslüman kadınların arasında güven bunalımını yaymak için virüs tohumu ekilmişti. Müstevliler hiç kimseye göz açtırmıyordu. Kadın, evin erkeği "kıvamında dürüst adamlarını" suçlayacak pozisyona gelmişti. Yönetimdeki aktörler kocası ile karısını birbirlerine "eş" yaptılar.
Ayni zamanda kadına, kocasında "kıvamında dürüst adam" kanaatini de çökerttiler. Ailenin çocuklarını da önce İngiliz sonra da Amerikan eğitim programlarının hırçın İslam düşmanı bozgunculara kayıtsız şartsız teslim ettiler.
Bunların da yetmeyeceği için bir formül daha ihdas ettiler. Onu kıyasiye uyguladılar. Kadını evinin sultanlığından, analık makamından kopardılar. Pavyonlarda, balolarda ve nice fuhuş mekânlarında hatta diskolarda kadını şehvet mezesi olarak kullandılar. Genelde dönme şehvetperestlere peşkeş çektiler.
Böylece kadın çok basitleşti, değersizleşti, ucuzladı ve bitpazarı ürünleri muamelesi görmeye yüz tuttu. Bütün bu negatif gelişmeler kadını, beyni çıkarılmış kuşlara döndürdü. Kadın her alana savruldu. Her alanda en çok aranılan ve çok kullanılan talihsiz sekreter, uyuşturucu kuryesi, siyaset tellalı, belediye otobüs şoförü, tır şoförü, askeri alanın her kademesinde komutan, emniyet teşkilatında ve daha nice alanda istihdam edildikçe aile cinayetleri zirve yaptı. Bu cinayetler kadını çöplere, derelere ve izbe yerlere iğrenerek atılan kötü malzeme durumuna düşürdü.

24