Öncelikle o kaybettiğimiz insan kadındır. O kaybettiğimiz kadın öncelik ve özellikle anadır. İşte o ana olan insan başta bireyin dolayısı ile tüm toplumların esas temelidir.
O öyle bir temeldir ki, başka temeller onun tamamlayıcılarıdır.
Jinekoloji bilim dalında verilen bilgiler ve gelişmeler ananın ve dünyaya getireceği "ahsen'i takvim insanın" yücelik değerini gösterir.
O ahsen'i takvim insan ana karnında doğuma kadar geçirdiği evreler ve kademelerini ancak her tür incelikleri ve hikmetleri ile Yaratan hakiki sanatkâr Allah'tır. O münezzehtir.
O bu mukaddes görevi yalnızca anaya tahsis ederek onun ne yüce bir görevle görevlendirilmiş olduğunu teyid eder. Ana rahmine insan dölünü Hak Allah tayin eder. Gelişme başlar.
Bundan sonra insan olarak dünyaya gelecek "halden hale dönüşerek" gelişen o varlık her tür ihtiyacını ananın canından kanından, iliğinden, sıcaklığından, sükûnetinden, kısacası genlerine varıncaya kadar her değerini anadan alarak gelişir.
Bu mukaddes görevde baba tohumu toprağa emanet ederek eken bir görevlidir. Hele bir bakın "O yaratıcıların en güzeli Allah Teâlâ" bunu nasıl dile getiriyor "Siz düşünmez misiniz O akıttığınız menileri yaratan siz misiniz Yoksa onu yaratanlar biz miyiz" (Vakia:56/58,59)
Buna rağmen onun en çok çilesini çeken anadır. Onun için ana, "Allah Teâlâ'nın fıtrat üzere" yarattığı biri ise, bebek te öyle olur. Eğer ana "insan tipinde kuduz canavar" ise dünyaya gelen bebek de öyle olur.
Öyle ise şimdi tercihimizi yapma zorundayız. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem konu ile ilgili ne ilginç açıklama yapıyor; "Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Sonra anası ve babası onu ya yahudî ya nasranî ya mecusî ya da başka bir modelde yetiştirir."
İşte burada mesele tam kıvam notası ile tecelli etmektedir. Bin yıllık bir medeniyet sahibi millet şan ile şeref ile ilim, adalet, merhamet, hak kavramları ile "yetmiş iki buçuk milleti" yüzlerce sene huzur ve güvenle yöneterek sürdürmüştür.

6