ADALET VE MEMLEKET İDARESİ

Nene lazım, ne diye dokuz kat gökyüzünü Kızıl Aslan'ın ayağını altına koydun. Ona sen ,izzet ayağını feleklerin üzerine koy deme; ihlas yüzünü toprağa koy de. Öyle değil böyle söylemen lazımdı Ey Atabek Muhammed Saad Şah! Sana öğüdüm şu olsun: Yüzünü taat ile eşiğe koy. Doğrular için tutulacak emin yol budur. Sen kul isen başını bu kapıya koy ve hükümdarlık tacını o sırada başından çıkar. İbadet ettiğin vakit padişahlık elbisesini çıkar; samimi, hakiki dervişler gibi niyaza başla. Bir fakir biz zenginin önünde nasıl inliyorsa, sen de Allah'ın dergahında öyle inle ve de ki: -İlahi! Asıl zengin sensin. Fakirleri besleyen sensin. Kudret sahibi sensin. Ben ne ülkeler fetheden, ne de emirler veren bir padişahım. Ben senin dergahının fakirlerinden birisiyim. Sen bana lütuf buyurmazsan benim elimden ne gelebilir Hayır işlemem ve iyilik yapmam için benim elimden tut. Aksi takdirde ben kimseye bir iyilikte bulunamam ve bir hayır işleyemem... Ey benim hükümdarım! Gündüzleri padişahlık ediyorsan, geceleri de yoksul dervişler gibi yana yakıla dualar et. Nice başı dik kimseler kapında kul köle ise de, sen başını Allah'ın dergahından kaldırma. Hak Teala'ya kulluk eden kul, kullar için ne iyi padişahtır. HİKAYE Gerçeği, yakın gözü ile gören büyük din adamlarından naklen şöyle deyip anlatırlar: Allah adamlarından biri bir kaplanın üzerine oturmuş ve elinde de bir yılan tutarak sanki rahvan ata binmiş gibi gidiyordu