İKİ GÜNDÜR BEKTAŞ YAYLASINDA İDİM
Bektaş Yaylası Giresun'un namlı yaylalarından biridir. Geçen yıl Yavuzkemal Belediyesine bağlanarak önemli bir adım atılmıştır. Halen yapısal ve yerleşme ile ilgili meseleleri mevcuttur. Öncelikli olanı su... Su var, nizami bir çalışma henüz yok.
Yaylayı gözlemledim. Bir iki ev hariç eski bina hiç yok. Köylere in; birkaç ev hariç eski ev yok. Yaylaya giden gelen yollar birinci sınıf asfalt. Yani insan valiliğe teşekkür etmese ne olur Nankör olur mu Olur. Peki hükümete teşekkür etmese ne olur Nankör olur mu Olur herhalde.
Ama emeklinin hali ne olacak Emekli de emekli. Bu konuda zaman zaman sizinle aynı düşünmekle birlikte baltamı hakikat ilkesine vuruyorum, kesmiyor.
Diyelim ki; evladınız sizden zaman zaman 1000 TL 2000 TL para istiyor. Hiç tereddüt etmeden verirsiniz. Evladınız... Ama bir gün 30.000 Tl istedi. O ne Sorarsınız; neden Ne yapacaksın İzah eder; şöyle oldu böyle olacak... Durup düşünür o para bütçenizde yoksa ertelersiniz.
Her devlet bir aile gibi yönetilir. Her baba bir cumhurbaşkanıdır. Veremiyorsa bir sebebi vardır. Yaptıklarına teşekkür etmek icraatta olanları yüreklendirir.
Yıllar önce idi. Gözden muayene için Bulancak Devlet Hastanesine gittim. Sabah erkenden. Göz poliklinik odasının kapısına adımı yazdım, sıra bekliyoruz. Dr. saat dokuzda gelecek.
Bilahare bekleyen hastalar çoğaldı. İki yaşlı ihtiyar, belli ki SGK emeklisi; hükümeti eleştirmeye başladılar. Aldıkları maaş yüzünden. Baktım kimse cevap vermiyor, eleştiri şiddetini artırıyor.
Sessizliği bozdum: "Çok ayıp hükümete!Dedim.Evet, değil mi ya! dediler.
- Gerçekten çok ayıp. Sizin gibi iki doktor emeklisine bu kadar maaş gerçekten ayıp, dedim.
- O zaman anladılar meramımı.
- Sizin zamanınızda köyünüzde okul var mıydı
- Vardı.
- Neden okuyup doktor olmadınız
- Eh, işte şu sebep, bu sebep.
- Şimdi kalkmış emekli doktor maaşı istiyorsunuz. Nerede o yoğurdun bolluğu...
- Yanımdan usulca kalktılar. Hikaye bu kadar.
HZ. HATİCE NAMIYLA BİR KADIN

29