Eğer övünecekse bir İsrailli çocuk övünebilir. "Ne mutlu İsrailli'yim diyenlere" diyebilir. Hakkıdır. İki milyar Müslümanı dize getiren, dünyayı ardına takan, hâlâ savaşmaktan çekinmeyen İsrail, çocuğuna gururlanmayı öğütleyebilir.
Bize ne Kürd'e ne
Esasında bu ırkla övünme Hz. Adem'den beri var olan bir hastalıktır. İlk ırkı ile övünen şeytan olmuştur. Kendilerini ateşin çocukları olarak lanse etmişlerdir. Lakin Allah, her peygamber devrinde var olan kabilecilik, kavmiyetçilik hastalığını yasaklamıştır. Fakat şeytanın çocukları olduğunu iddia eden Yahudiler, münasip ortamı bulunca bunu körüklemişlerdir. Çünkü bununla milletler iyi bölünüyor, güçleri iyi zayıflıyor; iyi birbirlerine düşman kesiliyorlar.
Böylelikle Alllah'ın yasakladığı bu illet, insanlığa imtihanı kayıp ettirmiştir.
Hz. Peygamber yaşadığı yıllarda bunu önlemiş fakat O'nun vefatından sonra yine hortlamıştır. Hatta sonu Kerbela'ya kadar giden bir acı olaya sebep olmuştur. Kerbela esasında Ümeyye Oğulları ile Haşimoğullarının bir kabilecilik sevdasındandır.
Gururlanarak söylemek gerekirse Selçuklu ve Osmanlı Devleti kabilecilik, ırkçılık unsurunu def etmeyi bilmiş, ırka göre değil liyakata göre esasını yerleştirmiştir. Bu, işte Türk'ün övüneceği icraattır.
Osmanlının son zamanlarında zayıf düşen bünyenin her şeyden etkilenmesi gibi Reşit Galiplerin, Sabatay Sevi'lerin iğvasaıyla "JönTürkler" akımı milleti bölmüştür. Oyunu iyi oynayan Yahudiler, Araplara gönderdikleri Lavrens'lerle, Mişel Eflak'larla Arap alemini Osmanlıya karşı kışkırtmışlardır.
Hatta, Şevket Süreyya Aydemir'in yazdığına göre Rusya'da bu ırkçılık ve milliyetçilik akımını kuran ve şahlandıran bir Yahudidir. Bakınız:
Suyu arayan adam.
"Ne mutlu Türküm diyene... Bir Türk dünyaya bedeldir."Ne kazandırdı bize Kürt kardeşlerimizle aramızı açmaktan başka Türkiye seksen yıl "

36