İnsana verilen dört servet

İnsana verilendört servet
İDRİS GÜNAYDIN

İnsan, kul olması cihetiyle Allah'ın kendisine verdiği dört şey ile hareket ederse huzur bulacaktır. Beşincisi yok.

Çünkü her köle sahibinin emri ile hareket eder. Kendi başına buyruk köle olmaz. Olursa "mükatep köle" olur ki, sahibi ile anlaşmalıdır.

Allah'ın insana verdiği dört önemli özellik: Kur'an, akıl, evlilik ve namazdır.

Allah kulun dünya ve ahiret mutluluğu için Kur'an'ı göndermiştir. O baştan başa bir hidayet ve dünya işleri rehberidir. Onu anlamak ve onda derinleşmek kulun menfaatinedir. Kur'an'ı iyi anlamak için insana akıl verilmiştir. Akıl da bir nurdur. İnsan Kur'an'ı aklıyla anlayacaktır. Ayrıca akıl dünyada işlerini tedvir etmesi için de verilmiştir.

Nitekim "aklını kullanmayanların üzerine pislik yağar/ Yunus 100" bunun için indirilmiştir.

Zengin de olsa hu, sıkıntıda da olsa hu… Kişi Kur'an'ı anlamamışsa içeriden veya dışarıdan bir gaileye veya korkuya giriftardır.

Allah'ın insanlığa verdiği üçüncü servet, evliliktir. İnsan bu sayede bir aile kurar, genişler. Bu kendisi için bir güvencedir. İnsan ailesi içinde bir varlıktır. Öldükten sonra da dünya ile irtibatı manen kesilse de maddeten bir iki nesil devam eder. Evlenmeyenler yaşlanıp eve çekilinceye kadar ortalıkta görünürler. Bir de öldüklerinde…

Allah'ın insanlığa verdiği dördüncü servet veya nur veya imkan; namazdır.

Namaz kılan diğer tüm ibadetleri de imkanları nisbetinde yapar. Onun maksadı Allah'ın rızasını kazanmaktır.

Tabii burada sünnet ve peygamberimizin hadisleri, hayatı, sorulabilir. Onlar Kur'an'ı daha iyi anlamamıza yarayan birer örnektir.

BAZI HANEFİ ALİMLERİNİN HATASI

Yeryüzünde en çok Hanefi Mezhebi mensubu bulunurken vakit namazları en fazla bu kesimlerde eksik kılınır. Bir Şafii veya Maliki beldesinde camiler tıklım tıklım dolarken Hanefi Beldelerinde boştur.

Nedendir

Kur'an mı bunu emretmektedir Hayır.

Sünnette mi yeri vardır Hayır.

Hanefi Mezhebinin büyük müçtehitleri mi bu konuda içtihat yapmışlardır Hayır.

Ya Bazı Hanefi alimleri şunu söylemişler: "