Hânım

Hânım
İDRİS GÜNAYDIN

Bir erkek için en büyük servetlerden biri kendisi ile uyum sağlayabildiği hanıma sahip olmasıdır. Hanım, gerçekten bir eş bir arkadaştır. Hayatın yükü onunla paylaşılır..

Evin kozmik odasıdır. Hafızasıdır.

Evli olmayan erkek veya kadın söğüt ağacı gibidir. Meyvesi yoktur. Sadece dallarını kesmek için dibine varılır. Gölgesi bile cılızdır.

Anlatan doğru anlatmış: Bir hakan yanındaki devlet büyüklerine takdimde bulunurken sırayla demiş. Sen benim komutanımsın, bu vezirimdir, bu sır kâtibimdir, bu sadrazamımdır bu kadılkudatımdır...

Sıra eşine gelince "buhânımdır" demiş. Hayatımın yarısı, varlığım, her şeyim.

2 Temmuz 1990 yılında, Mekke/Arabistan'da bir hac mevsimi bir tünel faciası oldu, hatırlarsınız. O tünel faciasını birebir yaşamış bir kardeşimize kulak verelim: "Müzdelife'den çıktık. Yaya olarak şeytan taşlamaya gidiyoruz. Kalabalık sel gibi. Yaşayanlar bilir. Tünele geldiğimizde biz tünelden öbür tarafa, şeytan taşlayacağımız yere, taşlayanlar da geriye Müzdelife yakınlarına geliyoruz. Bir tünel var; o tünelden biz geçeceğiz, onlar da gelecekler. Tünel de bir izdiham oluştu. Aynı istikamette gidiş ve geliş. Arkalardan insanlar öne hücum ediyor, orta yer ilerleyemiyor ve sıkışıyor. Tünele giren kimse geri dönemiyor. Dönse ayaklar altında eziliyor. Tam bir can pazarı. Yanımda bulunan eşim kalabalığın ittirmesiyle nerelere gitmiş belli değil. Ben de sıkışıp öleceğim. İnsanların bir kısmı yanındakinin dizine basarak kalabalığın başına çıkıyor, yüzer gibi kulaçlayarak bir tarafa doğru gidiyor. Ben, üzerime gelmiş bir kaç gövdeyi elimdeki şemsiyeyi ihramına takarak savurdum attım.. İri vücudum sayesinde sıkılmaktan kurtulup insanların başı üzerine ben de çıktım. Bu olay saatlerce sürdü. Nihayet ölen öldü yaralanan yaralandı. Görevliler gelmiş, cesetleri kamyonet kasasına istiflemişler. Kaç kasa ölmüş insan; hastaneye götürüyorlar. Benim hanımı arıyorum. Ölenler arasında yok, yaşayanlar arasında yok. Belli ki yaralanmış, götürmüşler. Son bir umut araba kasalarına baktım. Bir kasaya ölmüş diyerek atmışlar. İlgilendim ve ölmediğine inandım. Çok şükür ki Mevla