Ehli Sünnetin kırılma noktası!

Ehli Sünnetinkırılma noktası!

İDRİS GÜNAYDIN

Önce muhterem hocamız Hayrettin Karaman kısmen değindi. Belki doğrudan dokunamadı, tepkileri düşündü ama yazdıkları çok isabetliydi. Bu yazımda ben de değinmeye çalışacağım.

Baştan şunu belirteyim ki, insanlığın başlangıçtan bugüne en belalı konusu ırkçılık, kavmiyetçilik olmuştur. Hemen hemen her peygamber bu hastalığın tedavisi için vaazlar irad etmesine rağmen, yine de isyanlar, azgınlıklar ya kavim adına ya da kavim adı altında yapılmıştır.

İnsanlığın belası olan İsrailoğullarına gönderilen peygamberler sırf o isyankar kavmi, ırk adına hareket etmeyi bırakıp Allah adına hareket etmeye sevk ettikleri halde netice değişmemiştir.

İslam'a bakalım: Hz. Peygamber ırkçılığı ayaklarının altına aldığı bir huy olarak nitelemesine rağmen, insanlar çoğu zaman kavimleri adına hareket etmişler, hatta peygamberimizin vefatından sonra, sanki hep bu renge yeniden bürünmüşlerdir.

Hz. Osman'ın hilafeti ve vefatında yaşanan olaylarda kavmiyetçilik kokusu vardır. Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasındaki olaylarda bu koku vardır. Kerbela Faciası olayında da bunun etkileri görülmektedir. Hele bir "Harre"olayı vardır ki, insanlık tarihi desem çok cüretkar laf etmiş olurum ama İslam Tarihinde böyle olay yaşanmamıştır. Detayları anlatmayacağım.

Yani ki; Allah kavmiyetçilik illetine karşı kulları imtihana tabi tuttuğu halde kullar bu imtihanı kaybetmiştir.

Araplara, "kavminecip" denmesinde de, "kim okursa Farisi, gider dinin yarısı"sözünde de bir miktar bu illetin tesiri vardır.

Günümüzde "Bir Türk dünyaya bedeldir denilerek, ne mutlu Türküm diyene"denilerek sürdürülmeye çalışılan aynı hastalığın semptomlarıdır.

Gelelim Ehli Sünnetin kırılma noktasına. Biz Ehli Sünnet Müslümanlar, dünya Müslümanlarının üçte ikisini temsil ediyorken, Şia, Hz. Ali'ye, Hz. Hüseyin'e dayandığı halde bizim tam olarak yolumuzun kahramanları belli değildir.