Yazar, bir çocuk cinayetini Kemalist-laik düşünce dünyasının meyvesi olarak sunarak, dinin ve dini eğitimin toplumsal düzeni sağlayan tek çözüm olduğunu iddia ediyor. Bu argümanı, seküler hayatın toksik etkilerine ve aile yapısındaki denetim eksikliğine dayandırıyor. Ancak suçu bir ideoloji ve yaşam tarzına atfetmek, sorunu çözmeye yardımcı olabiliyor mu, yoksa gerçek nedenleri gizliyor mu?
Şimdi sen, perde olduğun sabilerinle o toprağın altında, ruhundan yükselen manevi örtünle, mübarek kefeninle onlara yine örtü ol. Onları sar, sarmala...
Katile gelelim: Ey katil ve onun düşünce dünyasını besleyenler! Kemalistler, laikler. İşte meyveniz. Gurur duyun. Niçin gece gömdünüz Gündüz, alel eşker gömseydiniz. Başında saz çalıp horon tepseydiniz. Hangi kutsalınız sallandı bu olay karşısındaki o zaman sallanacak İşte aradığınız bu değil mi Özendirdiğiniz seküler hayat bu değil mi Çocuklarınızın izlemesine onay verdiğiniz çocuk filmlerinde izlettiğiniz bu değil mi
Güldürmeyin beni. Herhalde TRT Çocuk veya Diyanet Çocuk kanalını izlettirmiyorsunuz
Geçen zaman içinde ve bu son olaylarda, hangi ölümlü olay, vurgun, isyan din adına işlendi Hangisini bir İHL öğrencisi veya bir Kur'an Kursu öğrencisi yaptı
Suç her yerde her zaman suçtur. Tecavüz olayları deyip sallamayın. Onların çoğu bir iddiadır ve fakat vuku bulmuş olan da din adına değil, kendi adına işlenmiş bir pisliktir. Savunulacak yanı yoktur! Ama bu derece vahşi, bir ölüm, intikam veya isim yapma olayı değildir.
YUSUF TEKİN'DEN RİCAMDIR
Sayın bakan! İddia ediyorum, bu, yüz yıllık cesetlerle dolu mağaraya ilk kez sen girdin. Kıyametin kopması ortaya çıkan yüzsüzlükleri sebebiyledir. Lütfen, sizi oraya getiren irade kalmanızı istediği sürece devam edin. Geri adım atmayın. Bu çocukların 20 yaşından önce internette oyun hesabını sınırlayın. Asla bir telefon sahibi olamasınlar.
Öğretmenlere yetki verin.
4+4+4 sistemini kaldırın. Okumak istemeyen okumasın.
Yaşadığım iki olayı hiç unutmam. Başakşehir, Kayaşehir TOKİ evlerinde durdum yedi yıl. 10. katta... Her asansöre bindiğimde sıfır kata kadar epey inerdik. Bir gün 9. kattan bir anne ile ilkokul üçlerde falan bir oğlu bindi. Ben de öğretmenlikten kalma huydur; bir öğrenci ile karşılaşınca ona bazı sorular sorar onu konuştururum. Bu çocuğa da soru soruyorum, çocuk benden önce annesinin gözlerine bakıyor, bana cevap veriyor. Başka bir soruda yine öyle. Üçüncüde anne dedi ki; "Tamam, bu amcaya cevap ver ama başka amcalar sorduğunda cevap yok" dedi.

16