"Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm; bana geldiği zaman böyle gelecek ölüm..."

Şu Kur'an-ı Azimin ne büyük bir kitap olduğunu anlamak istersen ayetin şu kısmı aklı olana kafidir. "Ve terzügu men teşaü bi gayri hisab: dilediğini hesapsız rızıklandırırsın."

Şurası malumdur ki; çalışmadan zengin olmak mümkün değil; çalışarak da zengin olmak mümkün derğil. Çalışarak sefaletten, fakirlikten, acizlikten kurtulursun lakin hesapsız zengin olmak Allah'ın istemesiyle olur. Adam, şehrin en tenha yerine iş yeri açar; bedava veriyormuş gibi insanlar ona akar. Oraya giderken aynı cinsten kaç iş yerinin önünden geçer. Sanki o adam da bir şeyler vardır! Buna benzer şeyleri çevremizde bolca görüyoruz. İşte Rabbimizin mucizesi. Hesapsız rızıklandırmak Allah'ın dilemesiyle olur.

Biz kiracıyız. Zamanı geldimi ev değiştirir gibi evimizi değiştireceğiz. Herkesin toprak altında bir evi var. Peygamberimiz: "Larahate fiddünya: Dünyada rahat yoktur" buyurmuştur. Dünya iş, çalışma, sıkıntı yeri... Asıl rahatlık altta. O da rahat edebilene, hazırlıklı gidene...

BENİM EVİM

Benim evim, mahallemizin kabristanlığının yanında. Üç kadını uyardım. Mezarlığa girerken başlarını kapattılar, ölülerine ne dua ettilerse ettiler, çıkarken açtılar. Üçünü de yanıma çağırdım ve sordum: "Geçmişlerinize şöyle dua ettiniz mi Ya Rab! Annemin veya babamın veya dedemin veya ninemin günahlarını affet."

Evet dediler.

Dedim ki: "Allah sizin duanızı niçin kabul etsin Çünkü siz Allah'a hakkıyla inanmıyorsunuz."

Gözümün içine manalı manalı baktılar.

Devam ettim: "Siz başınızı kapatarak dediniz ki; Ya Rab! Sen bizi sadece mezarlıkta görürsün. Mezarlıktan çıkınca görmezsin. Çünkü yoksun."Halbuki Allah her yerdedir, işitir ve görür."

"Yani Allah inancın yetersiz. Eğer başını her yerde açsan günahkar olursun lakin camide, mezarlıkta, türbede kapatır başka yerde açarsan inkarcı olursun."