"Ben illa sonunu göreceğim"

"Ben illa sonunu göreceğim"

İDRİS GÜNAYDIN

Adam seninle 8 Mart 2025'te mutabakat imzaladı.

Altına imza attın.

Defalarca haber gönderdi, yalvardı:

"Gelin birlik olalım. Suriyeyi beraber inşa edelim. Senin çocuğun bizim, bizimki senin."

"Yok. Ben illa sonunu göreceğim."

Gördün mü sonunu Nasıl güzel mi

Bu olay bana 1978 yılında yaşadığım bir hatıramı hatırlatıyor. Henüz 20 yaşındayım. Samsun Çarşamba'nın bir köyünde imamım. Lojmanı çok girdap bir yerde olduğundan, canım sıkıldıkça mahallelere çıkıyorum.

O gün bir mahalleye çıktım. O mahallede üç kardeş var: Mehmet, Beşir, Hasan... Mehmet'in dört, Beşir'in dört, Hasan'ın iki oğlu var.

O gün Hasan'ın iki oğlu evlerinin önündeki tarlayı çift sürüyor. Öküzle... İmece de yapmış.

Tarlanın bir tarafı kardeş Mehmet'e diğer yarısı kardeş Beşir'e ait.

Çift sürmede bir usul varmış. Öküzle sabanı yürütürsün, tam sınır kenarlarını dönerken sabanı topraktan çıkarır, komşunun tarlasından dönersin. Komşu da aynı şeyi sana yapar.

O gün Beşir'in oğullarından Akgül, nereden kızmış bilinmez, Hasan'ın oğulları Yaşar'la Durmuş'a saldırmaya, laf söylemeye başladı.

Yaşar ve Durmuş adeta yalvarıyorlar: böyle çirkinleşme. Ortada bir tarla gasbı yok, diye.

Akgül çirkinleştikçe çirkinleşiyor, ana avrat sövmeye başlıyor. Bir yandan da:Bugün burada kan akacak, diyor.

Akgül anaya avrada küfrederken, oğul Yaşar elindeki övendereyi Akgül'ün başına indirdi.