Fakat bir durum var: 5816 için için yanıyor.
Bazı ateşler vardır, alevlidir. Her yandan tutuşmuştur. Ama bazı ateşler de vardır; dumanını görürsünüz alevini göremezsiniz. Çünkü o için için yanmaktadır. Zaman gelir, yığın çöker, bakarsınız ki iç kısmı tamamen yanmış köz olmuştur.
Mustafa Kemal'le ilgili okullarda öğrendiğimiz yalanlardan birini paylaşır bir kişi. Altına onlarca yorum yazılır. Ben bu yorumları erinmem okurum. Yazanların yarısı lehte yarısı neredeyse aleyhte çıkar. Bazen olur ki, aleyhte olanlar lehte yazanları geçer.
Ben çoğunluklafacebokhesabı kullanırım. Her halde bana arkadaş olanlar böyle de... derim. Lakin yorumcuların çoğu tanıdık değildir. Aynı şeyi eski adıylatwıtterhesabında da görürüm. Demek ki bu mevzu gizli saklı olmaktan çıkmış, aşikare düşmüş.
Bundan aylar önce bir yerde misafirdim. Karşımda iki bacanak var. Biri emekli polis, diğeri tarım müdürlüğünden emekli. Bu konular açıldı. Ben olayları benim zaviyemden anlatmaya başladım.. Emekli polis malumat sahibi. Anlattıklarımı doğruluyor daha anlatmamı istiyor. Emekli tarımcı olan ise inkar ediyor. Bir şey daha anlattım. "Artıkbunukaldıramayacağım. Midem bulandı. Bu kadar da yalan olmaz" dedi ve odayı değiştirdi. Aylar sonra bir yerde yan yana geldik. Ben bir bankta oturuyorum, yanım da boş. Bu tarımcı yanıma geldi. Dedi ki, "Hani bir zamanlar birinin evinde bir konu anlatmıştın. Ben de sana muhalefet etmiştim; hatırlıyor musun "Evet" dedim. "Yahu onu ben başkasından da dinledim. Aynen senin gibi anlattı. Meğer doğruymuş. Yıllarca bizi aldatmışlar. Bu ne yahu; bir tarihimizi bile doğru dürüst öğrenemeyecek miyiz."

30