Bazı konuşmalar vardır; yalnızca kulağa değil, doğrudan kalbe hitap eder. Geçtiğimiz günlerde Sayın Emine Erdoğan'ın "Bir Sofrada Miras" programında yaptığı konuşmayı dinlerken tam da bunu hissettim. Çünkü anlatılan şey sadece yemek değildi... Bir milletin hafızası, vicdanı, zarafeti ve birlikte yaşama kültürüydü.
TÜRK MUTFAĞI KÜLTÜR ELÇİMİZ
Bugün dünya gastronomiyi çoğu zaman birkaç popüler tariften, şık sunumlardan ve restoran yıldızlarından ibaret görüyor. Oysa bizim mutfağımızın mayasında çok daha derin bir anlam var. Türk mutfağı; paylaşmanın, dayanışmanın, komşuluğun, bereketin ve vefanın adıdır. Bir sofranın etrafında sadece insanlar değil, kültürler de buluşur. Emine Erdoğan'ın şu sözleri bence çok kıymetliydi: "Türk mutfağı, Anadolu'nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir." Gerçekten de öyle... Bizim mutfağımız yalnızca karın doyurmaz; gönül doyurur. Aşurede kardeşliği, keşkekte imeceyi, Ramazan sofralarında paylaşmayı, kahvaltıda muhabbeti yaşatır. Aynı sofrada Laz böreğiyle Boşnak mantısının, Çerkez tavuğuyla Kürt tandır ekmeğinin buluşabilmesi aslında Anadolu'nun yüzyıllardır kurduğu insanlık köprüsünün en güzel göstergesidir. En çok etkilendiğim noktalardan biri ise Türk mutfağının "anlam, kültür ve değer mutfağı" olarak dünyaya anlatılması gerektiği vurgusuydu. Çünkü bizim mutfağımızda israf değil kanaat, tüketim değil bereket vardır. Bugün dünyanın yeni keşfettiği "sıfır atık", "yavaş yemek", "doğal üretim" gibi kavramlar Anadolu'da zaten asırlardır yaşatılıyor.
HER REÇETEDE ÖZLEM VAR
Büyükannelerimizin tarif defterleri aslında birer kültür hazinesidir. Her reçetenin içinde biraz tarih, biraz göç, biraz özlem, biraz sevgi saklıdır. Çünkü sofrayı sadece yemek yenilen bir yer değil; insanlığın birbirine yeniden yaklaşabileceği en samimi alan olarak görmek, bu çağın en değerli bakışlarından biridir.
Zanaat ve kültür aynı sofrada
Türk Mutfağı Haftasında Anadoludakiler projesi, aynı sofra etrafında şekillenen zanaatı, kültürü ve coğrafyaya has ürünleri sanatsal bir zarafetle sergilendi. Sergi aşağıdaki unsurlardan oluştu.
Kiler
"Anadoludakiler" projesinin temel sütunlarından olan "Mutfağın Birikimi" kavramının somutlaşmış hâlidir, tarihsel süreç içinde nesiller boyu aktarılan mutfak kültürü ve saklama teknikleri anlatıldı.
Bereketli Hilal Sofrası
İnsanlığın ilk ortak mutfak kültürü bu sofranın ortak özelliğidir. Türk, Arap, Kürt, Ermeni, Süryani, Yahudi, Anadolu ve Mezopotamya mutfaklarının ortak kökleri anlatıldı. Bereketli hilal sofrasını temsilen baharatlar sunuldu.
Şark Sofrası
Anadolu'nun ilk güneşini karşılayan Şark coğrafyasının uyanışını ve adını "kahveden önce yenen aş" anlamındaki "kahvealtı" sözcüğünden alan sabah sofrası geleneği anlatıldı. Sabahın en erken saatlerinde kurulan şifalı sofralar, asırlardır Türk mutfak kültürünün en nadide parçası ve güne aynı tepsi etrafında muhabbetle başlama felsefesinin nişanesidir. Misafiri günün en taze anında ağırlama inceliği ile doğanın sunduğu bereketi doğrudan Anadolu sofrasına taşıma coşkusunu simgeler.

14