Trump 'Suriye siyasetini' tekrar değiştirir mi

Amerika'nın Suriye'deki SDG varlığına ilişkin politikasını değiştirmesi -veya netleştirmesi- üzerine belirli bir çevrede ortaya çıkan büyük şaşkınlığın sebebini anlayabilmek için söz konusu çevredeki psikolojik atmosferi hesaba katmak gerekiyor.

Daha iki hafta önce ABD uluslararası hukukun tabutuna son çiviyi de çakıp Venezuela Devlet Başkanını kaçırdığında herkes tepki gösterdi. DEM Parti de -çoğumuza normal gibi görünen- bir "kınama" açıklaması yaptı. Açıklamada, şu ifadeler yer alıyordu: "ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle yürütülen bu müdahale Birleşmiş Milletler'in kurucu anlaşmaları ile uluslararası hukukun açık ihlali, bir ülkenin egemenlik haklarına yönelik kabul edilemez bir saldırı ve halkların kendi geleceklerine demokratik yollarla karar verme hakkının gaspıdır."

İşte bu açıklamaya kendi destekçilerinden gelen tepkiler çok dikkat çekiciydi. Partinin resmi Twitter hesabından yapılan paylaşım silinmediyse altındaki yorumlara göz atmak nasıl bir psikoloji ile karşı karşıya olduğumuzu anlamaya yardımcı olacaktır.

Yüzlerce belki binlerce yorumda genel olarak "Kürtlerin müttefiki ABD'yi kınamak stratejik hata" görüşü paylaşılıyordu.

"ABD olmasa üç gün yaşayamayız" gibi yaygın olarak paylaşılan gerekçelerle dile getiriliyordu itirazlar.

"Diktatörlük de olsa Venezuela'nın en azından bir devleti var. Kürtlerin ise hâlâ bir devleti yok" diyerek karşı çıkıyordu açıklamaya kimileri de.

"Buna nankörlük denir" diyenler de vardı, "Kürtler'i Saddam'ın zulmünden ABD kurtardı. Rojava'yı barbarların elinden kurtardı" diyen de.

"DEM Parti Ergenekonların kontrolünde. Bu akılsızlığın başka açıklaması olamaz" tespiti de ilgi görüyordu.

Yorumcuların daha entelektüelleri ise şu şekilde uyarılarda bulunuyordu: "Venezuela gibi Kürtlerin varoluşunu doğrudan ilgilendirmeyen bir konuda, 'emperyalist müdahale karşıtlığı' üzerinden yüksek perdeden ahlaki bir dil kurmak, Kürtler için ne koruyucu ne de faydalıdır."

Diğer yandan, DEM Partili eski bir solcu aydın, söz konusu açıklamayı savunmaya kalkıştığında "Kes lan sesini, Kürde akıl vermek sana düşmez" gibi kaba, "Kürt olmadan Kürt halkının çıkarını bilemezsin, ABD karşıtlığı yapmak Kürtlerin zararınadır" gibi nazik cevaplar almıştı.

(Bu tepkiler üzerine DEM Parti'den aynı günün akşamında bu sefer ABD'nin İran'a yönelik operasyonuna göz kırpan başka bir açıklama yapıldığını da hatırlatalım.)

Görünen o ki söz konusu çevre Suriye'nin kuzeyinde bağımsız bir devlet kurma hayalini gerçeğe dönüştürmenin tek yolu olarak ABD desteğini görüyordu. Bu pragmatist siyaset yaklaşımının tabana kadar yayılmış olması ilgi çekiciydi.