Seçim var sorun yok

Dikkatlerden kaçmıyor olmalı, son günlerde iktidar mensubu siyasetçiler seçimden daha sık söz etmeye başladılar. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı'nın geçen hafta memleketi Rize'de dile getirdiği "Önümüzdeki seçimi de atlatacağımıza inanıyorum" şeklindeki temennisi farklı yerlerde farklı yankılar doğurdu.

Kimileri bu açıklamayı seçimin erkene alınması niyetinin, kimileri de önümüzdeki bahar aylarında yapılacak bir baskın seçimin işareti olarak değerlendirdi.

İyi Parti lideri Dervişoğlu ise Erdoğan'ın kullandığı "seçimi atlatmak" ifadesine dikkat çekerek iktidar partisinin sandığı risk olarak gördüğünü iddia etti. "O riski ortadan kaldırabilmek adına hukuk dışı yollara tevessül edilmemeli" dedi.

Diğer taraftan, eski adalet bakanlarından Abdülhamit Gül, önceki gün yaptığı açıklamada "Cumhurbaşkanımızın aday seçilmesi yönünde milletimizin beklentisinin Meclis tarafından karşılanacağına inancımız tam" dedi. Eski bakan, son zamanlarda AK Partili her siyasetçinin mutlaka yaptığı gibi, "Türkiye'nin yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğu" iddiasını sözlerine eklemeyi de unutmadı.

İktidar partisinin önümüzdeki seçime ilişkin siyasi planlamasında bu "yeni anayasa" konusu önemli bir rol sahibi görünüyor. Bunun birkaç ayrı sebebi var. İlki cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili. Mevcut anayasaya göre bir kişi en fazla iki dönem bu görevi üstlenebilir. Erdoğan şu anda üçüncü dönemini sürdürüyor aslında ama 2017 anayasa değişikliğinden önceki dönemin hesaba katılamayacağı görüşü de facto geçerlilik kazandığı için ikinci dönem kabul ediliyor bu dönem.

Yine de bunun son dönem olması gerekmiyor. Erdoğan'ın yeniden adaylığı için anayasadaki engelin kaldırılması bir seçenek. Ancak bugünkü meclis aritmetiği itibarıyla erken seçim kararı alınabilmesi için muhalefet sandalyelerinden de destek bulunması gerekiyor. Halihazırda Cumhur İttifakına mensup partilerin milletvekili sayısı -şu an için- 330. İktidar kanadıyla birlikte hareket etmesi beklenen bağımsız vekillerin sayısı 10 civarında. Koalisyonun adı konmamış ortağı olarak görülen DEM Parti'nin de 56 sandalyesi var. Toplam sayı 400'e yakın.

Anayasa değişikliği teklifinin mecliste kabulü için 400, teklifi referanduma götürebilmek için ise 360 oy lazım. DEM Parti'nin desteği söz konusu olmadığı takdirde her ikisi de mümkün görünmüyor.

Ne var ki Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesi için anayasayı değiştirmeye gerek yok. Cumhurbaşkanının belirli bir şarta bağlı olarak üçüncü dönem için aday olma imkanı da mevcut. Bu şart meclisin erken seçim kararı alması. Seçim tarihi erkene alınırsa görevdeki cumhurbaşkanı kendi yasal süresini tamamlayamamış olacağından yeniden aday olma hakkına sahip olacak.

Zaten AK Partililer de anayasayı "yalnızca bunun için" değiştirme niyetinde değiller ama başka amaçlarla bir anayasa değişikliği gündeme gelirse "bu sorunu da çözecek" bir düzenlemenin o pakete dahil edilmesi akıllardan geçiyor, anladığımız kadarıyla. Çünkü sonraki dönemlerde bu maddenin yeniden önlerine engel olarak çıkmasını istemiyorlar.

"Başka amaçlar" derken, özellikle DEM Parti oylarını garantiye almak için anayasada onların istediği yönde bazı değişiklikler gerçekleştirileceği iddia ediliyor muhalifler tarafından. Ne var ki seçim öncesinde böyle bir girişimin iktidara siyasi anlamda faydadan çok zarar getirebileceği düşünüldüğünde buna ihtimal vermek zorlaşıyor. Kaldı ki herhangi bir anayasa değişikliğinin meclisten yeterli oyu alamayıp referanduma götürülmesi söz konusu olursa bu durum iktidar tabanında hiç arzu edilmeyen yönde bir mobilizasyona sebebiyet de verilebilir.

Diğer yandan, DEM Parti kanadının istediği değişikliklere yer vermeyen bir yeni anayasanın ise bu kesimi küstürmesi ihtimali bugünkü şartlarda iktidarın göze alabileceği bir risk gibi görünmüyor.