Okulda şiddetin sorumlusu yok

Mafya dizileri mi, sosyoekonomik kriz mi gençleri suça itiyor—yoksa ikisini birbirinden ayırmaya çalışmak kendisi mi yanlış?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, gençlerin suça ve şiddete yönelmesinde medyanın rolünü vurgularken, TV dizilerini dijital oyunlardan ayırt etmenin önemine dikkat çekiyor. Sosyokültürel normlar ve silaha erişim imkanı gibi daha temel faktörleri göz ardı eden siyasi ve ideolojik kutuplaşmayı eleştiriyor. Peki, sorunun kaynağını tam olarak tespit etmek için hangi faktörün öncelik alması gerekir—medya reformu mu, yoksa devletin silahlandırma politikası mı?

Geçen hafta üst üste yaşadığımız trajik iki olay şiddetin ortaokul sıralarına kadar indiğini gösterdi ve yüz yüze gelmek istemediğimiz bir problemi gündemin en üst sırasına taşıdı. Aslında çok daha önce masaya yatırılmış olması gereken bir konu bu. Çünkü epey zamandır çocuk ve suç, çocuk ve şiddet kelimelerini bir arada kullanmamızı gerektiren bir tablo var karşımızda.

Bilhassa son dönemlerde gençlerin sokak çetelerine, uyuşturucuya, şiddete, yani her türlü suça yönelişine tanıklık ediyoruz. Keza okullarda silahlı saldırılar, bıçaklı kavgalar ve hatta öğretmenlere yönelik şiddet olayları çoktandır sıklıkla haberlere yansıyor.

Demek ki bu ciddi tehdit karşısında neler yapılması gerektiğini düşünmek için geç bile kaldık. Daha fazla gecikmemek için ise öncelikle problemin kaynağını doğru tespit etmek ve bu alandaki sebep-sonuç ilişkisini iyi anlamak gerekiyor. Bunu da kendi kafamıza göre yapacak değiliz. Bilgiyi ve bilimi esas alacağız, uzmanları dinleyeceğiz, akademik çalışmalara bakacağız.

Peki, böyle mi yaklaşıyoruz konuya Maalesef hayır. Dahası, her konuda yaptığımız gibi böyle bir konuyu da -çoğunlukla- politik ve ideolojik çatışmaların malzemesi yapmaktan geri durmuyoruz.

Bu çerçevede, geçen haftaki olayların ardından başlayan tartışmalarda bir husus özellikle dikkat çekici görünüyor: Kimi yorumcular öncelikle sosyoekonomik ve sosyokültürel sorunları görmezden gelme eğilimindeler ki konunun politikaya bağlanması riski düşünüldüğünde bu tutum bir yere kadar anlaşılabilir.

Ancak aynı çevreler bir yandan da çocukları ve gençleri şiddete yönelten faktörleri dijital oyunlar ve sosyal medya ile sınırlamaya özen gösteriyor ve -her nedense!- silahı özendiren TV dizilerini anmamaya gayret ediyorlar. Hatta birçok kişiden şu itirazı duydum: "Biz falanca diziyi izleyerek büyüdük, hiçbirimiz mafya olmadık."

Oysa Türkiye'de sokak çetelerinin sayısında ve organize suçların miktarında uzun süredir devam eden görünür bir artış var. Uzmanlar artışın özellikle 2015 sonrasında hızlandığını belirtiyor, bunu da söz konusu dönemde yerel uyuşturucu piyasasının genişlemesi gibi bazı konjonktürel sebeplere bağlıyorlar. Yine bu dönemde kontrolsüz silahlanmanın hızlanmasına ve genç işsizlik oranlarının yükselişine de dikkat çekiliyor.

Kimileri de Suriye iç savaşı sırasında yaşanan göç dalgasının büyük şehirlerdeki düşük gelirli mahallelerde oluşturduğu nüfus baskısına işaret ediyorlar.

Aynı dönemde "çete kültürünün" de giderek gelişip yaygınlaşması önemsiz bir ayrıntı olmasa gerek. Çete kültürünün gelişip yaygınlaşmasında en önemli faktör ise medya. En başta da şiddeti özendirdiği -herhalde birtakım ekonomik gerekçeler yüzünden- asla kabul edilmeyen TV dizileri...

Bir de gazetelerde çıkan "organize suç örgütü" haberlerindeki fotoğraflara bakın. Bu çete işlerini yapan silahlı külahlı adamlar bilgisayar oyunlarındaki figürlerden ziyade mafya dizilerindeki tipleri hatırlatmıyor mu

Öyleyse toplumda şiddet kültürünü besleyen temel kaynak olarak malum dizilerin yerine bilgisayar oyunlarını göstermek bir tür kolaycılık mı, yoksa kaçış mı

Kim ne söylerse söylesin, her halükarda suça ve şiddete yönelimde ciddi bir artış olduğunu inkar etmeye imkan yok. Bu durumda "Biz falanca diziyi izleyerek büyüdük, hiçbirimiz mafya olmadık" önermesi yanlış. Siz olmasanız da birileri olmuş çünkü!

Yine de "Bu artışın tek sebebi şiddete yönelten, silahı özendiren mafya dizileridir" diyemeyiz. Çünkü böylesi toplumsal sorunlar tek bir sebeple açıklanamaz.

Bununla birlikte -psikolojik faktörlerden sonra- gençlerin suça ve şiddete yönelmesinde en büyük etkenin "toplumsal normlar" olduğunu bilim insanları söylüyor. Nitekim şiddetin "meşru"