Çok uzun zamandır söylüyoruz, dışarıda işler karışıksa içerisini sakin tutmak gerekir diye. Dışarıda kaos varsa içeride düzen ve istikrar korunmak zorundadır. Stratejik bir ilkedir bu. Eğer içeride bir kavganız varsa bu sefer de dışarıda bir cephe açmaktan kaçınmak gerekir bu ilkeye göre. Çünkü içerideki krizler dışarıda oturduğunuz masalarda gücünüzü sınırlar.
Ne var ki bizim siyasetçilerimiz böyle ilkelere pek riayet etmezler, kavganın ayarını göz kararıyla yaparlar. Rakipler zayıf görünüyorsa üstlerine giderler, hariçte başka bir tehlike fark ederlerse hemen geri adım atarlar.
Şimdi galiba ciddi bir tehlike algılandı ki Venezuela olayından ders çıkarmış gibi konuşmaya başladı herkes. Bizimle ilgisinin ne olduğu anlaşılmayan bir konudan ders çıkarma ihtiyacı nereden çıktı peki
Çünkü Venezuela Devlet Başkanının maruz kaldığı aşağılama aslında tüm Venezuela halkına yönelik çok ağır bir hakaret anlamına geliyor. Madurocular için de Maduro karşıtları için de. Muhtemelen bu tabloya bakarak siyasi rekabetlerin ötesinde bir milli dayanışmanın gerekliliği akla geldi.
İkincisi, "her zamankinden daha fazla milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç olması" iş başındaki hükümete daha fazla tolerans gösterilmesi demek.
Öyle ki mevcut iktidarı sona erdirme vaadiyle milletten oy alan bir muhalefet milletvekili iktidar partisine katılma kararını "Dünyada yaşanan konjonktürel gelişmeler iç cephede bir olmayı gerektiriyor" diye açıkladı.
MHP lideri Bahçeli ise bir yıl önce başlattığı çözüm sürecinin gerekçelerinden biri olarak gösterdi Venezuela'da ortaya çıkan durumu. "Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz Şimdi anlaşıldı mı terörsüz Türkiye hedefindeki ısrar ve irademiz" diye konuştu…
Konuyu ilk gündeme getiren eski Meclis Başkanı Arınç sayılmazsa, AK Parti'nin yönetim kademesinden "iç cephe" vurgusu işitmemiş olsak da iktidarı destekleyenlerin genelinde kabul görmüş bulunan bir söylem içeriği oluşturuyor bu iç cephe meselesi.
Özellikle iktidar medyasında şimdi herkes iç cepheyi tahkim etme zaruretinden dem vuruyor. Üstelik yine herkes kendisinin evvelden beri hep bu görüşü savunduğunu da iddia ediyor.
Ana muhalefet partisinin genel başkanı saldırıya uğradığında "Yapanın eline sağlık" diyenler de şimdi "Aman iç cepheyi sağlam tutalım" diyor, başka bir şey söylemeye gerek yok…
"İç cephenin sağlam tutulmasının önemini anlamamız için Türkiye'nin 5.000 km uzağında bulunan bir ülkenin başına bir şey gelmesi mi gerekiyordu" diye soran da çıkmıyor zaten.

9