Bütün 'rağmen'lere rağmen

Muhalif kamuoyunun "devlet projesi" mi, yoksa ülkenin en önemli probleminin siyasi bir pazarlığa alet edilmesi mi olduğuna tam karar veremediği Çözüm Süreci, paradoksal biçimde, muhalefet partilerinin çok büyük desteğiyle yola devam ediyor.

Muhalefet blokunda İyi Parti dışında bütün partiler Çerçeve Yasa'nın oylandığı meclis oturumunda iktidar blokuyla paralel şekilde hareket etti. Anayasayı referandumsuz değiştirebilecek sayı 400, "Çerçeve Yasa" oylamasında kabul oyu veren milletvekili sayısı 467.

Böylesine muazzam bir desteği arkasına alan söz konusu projenin toplum çoğunluğunun içine sinecek bir sonuca ulaştırılamaması durumunda iktidarın sığınacağı bir bahane kalmadı. (Teorik olarak tabii. Pratikte mevcut iktidarın her türlü olumsuzluk için sorumlu göstereceği, adına fatura keseceği birilerini kolayca bulduğunu biliyoruz.)

Çok sayıda 'rağmen'lere rağmen iktidar cephesinin temin ettiği bir destek üstelik bu... Mesela teklif metninin Meclis Başkanlığına verilinceye kadar iktidar mensupları dahil milletvekillerinden gizlenmesine rağmen 468 vekil buna evet oyu verdi.

Ana muhalefet partisi "cumhurbaşkanı adayı" olarak ilan ettiği İmamoğlu başta olmak üzere kendi belediye başkanları hapishanede gün saymakta olmalarına rağmen içeriğinden bile son anda haberdar olduğu bir metne derhal desteğini açıkladı.

Yeni Parti yönetimi kendi seçmen tabanındaki hassasiyete rağmen söz konusu oylamada "Yıllardır tutarlılıkla savunduğumuz Kürt sorununun çözümüne 'hayır' diyerek bir tutarsızlık içine girmiş olmayalım" diyerek bir tavır belirledi. Hatta kimi Yeni Parti milletvekilleri, sürecin DEM Parti desteğiyle Erdoğan'ın bir dönem daha seçilmesi için kullanıldığı görüşünü her fırsatta dile getirmelerine rağmen evet oyu kullandılar.

DEM Parti zaten süreçte üstlendiği rol ve tabanının beklentileri itibarıyla, eski genel başkanları Selahattin Demirtaş'ın cezaevinden çıkarılması veya kayyuma devredilen belediyelerinin iadesi konusunda bir garanti verilmemesine rağmen hiçbir şeye itiraz etmedi.

(Benzer şekilde, 2023'te milletvekili seçildiği halde cezaevinden çıkarılmayan ve milletvekilliği düşürülen Can Atalay'ın partisi sosyalist TİP'in de DEM'den ayrı bir duruş göstermesi mümkün bir ihtimal olmadığından onlar için herhangi bir "rağmen" söz konusu değil.)

Yeni Yol grubu içinde özellikle Saadet Partisi de kendi tabanındaki baskın eğilime ve taleplere rağmen kabul oyu verdi. Yeniden Refah Partisi ise daha önce hayır diyeceğini açıklamasına rağmen son anda tavır değiştirip çekimser kaldı.

Bütün bu "rağmen"lerin sebebi aşağı yukarı her parti için aynı. Meselenin özüne ilişkin çekinceler veya farklı vizyonlar değil, birtakım siyasi kaygılar...

Bu siyasi kaygıların bir ucunda "terör örgütünün silah bırakmasına karşı çıkıyormuş gibi görünme veya gösterilme"