Nükleer saldırıdan bir saat önce… Peki ya İran "nükleer misilleme" yaparsa! ABD kendi üslerini bile koruyamadı

İran'ın İsrail'e yönelik misillemeleri bütün coğrafyada alkışlanıyor. Her füze, her SİHA hedefi bulduğunda, hangi ülkede olursa olsun, sokaklarda büyük bir sevinç oluşuyor. Çünkü, İsrail saldırganlığına, ABD küstahlıklarına duyulan öfke her şeyin üstünde.

On yıllardır İsrail yüzünden ödenen bedeller, harabeye dönen ülkeler, hayatını kaybeden yüz binler var. Coğrafya genelinde ortak bilinç; "Kim olursa olsun, İsrail'i vursun yeter", "ABD'yi bölgeden uzaklaştıran her şey doğru" ölçeğinde. Bu idraki kırmaları çok zor.


PEKİ BİR ADIM SONRASI NE İSRAİL'İN YANINDA SAVAŞA GİRME GÖRÜNTÜSÜ KÖTÜ...

Ancak İran'ın bütün bölge ülkelerini vurmasının, onlara ağır kayıplar verdirmesinin bir adım sonrasının ne olacağı sorusunun cevabı bilinmiyor. İşte burada korkunç bir endişe var. Bölgesel düzeyde, Tel Aviv'i vuran füzeleri alkışlayanların da paylaştığı bir endişe bu.

Dini lideri öldürülmüş bir ülkenin acısı ve öfkesi anlaşılabilir. Topraklarında ABD üssü bulundurup buradan İran'ın vurulmasına misilleme anlaşılabilir. Ama bu, bir süreliğine böyle. Sonrası başka bir şeye dönebilir. Sonrası, ilk adımı atanların kapsamlı kurgusuna dönebilir.

Bölge ülkelerinin tamamı İran saldırısı altında. Hepsi sabırlı hareket etti, cevap vermedi. Verilecek her cevabın "İsrail'in yanında savaşa girmek" olacağını ve kendi kitlelerinin bile bundan memnun olmayacağını çok iyi biliyorlar.


ARAP-FARS SAVAŞI, Şİİ-SÜNNİ SAVAŞLARI MI KURGULADILAR

İsrail ve ABD bütün ülkeleri böyle seçeneksiz bıraktı. Bu; ölümcül bir tehlike haline geldi. ABD askeri birimlerinin, üslerinin, diplomatik ve istihbarat unsurlarının vurulması bir "misilleme"dir. Bu üslerin tamamı İsrail tarafından da kullanılmaktadır. Ama askeri hedeflerin yanında, söz konusu ülkelerin ekonomisinin, kaynaklarının, altyapısının vurulması, işi "misillemenin ötesi"ne geçirmektedir.

Böyle devam ederse, Arap-Fars savaşı, Şii-Sünni savaşı bölgeselleşebilir. İsrail'in tam da istediği şey budur. ABD ile birlikte planladığı şey belki de budur. Ve şu an işler hızla bu noktalara doğru sürükleniyor.


BEN BATIYORSAM SİZ DE BATACAKSINIZ, BENDEN SONRASI TUFAN!

Tarihi olaylara tanık oluyoruz. Son kırk yıldır büyük coğrafya ölçeğinde korkunç savaşlar, kıyımlar, felaketler gördük. Ama hiçbiri bugünkü kadar "bölgesel savaş" karakteri göstermedi.

Ülkelerle sınırlı kaldı. Bu sefer, kontrol edilemez bir yayılmaya tanık oluyoruz. Tehlikenin büyüklüğü burada.

İran'ın tek başına bu kadar ülke ile mücadele etmesi imkansız. Nereye varmak istedikleri pek belli değil. Büyük oranda ezber bozdu, herkesin planlarını altüst etti.

Bunun sadece bir öfke değil, bir karar olduğu aşikâr ama bu kararın sonrasını kimse bilmiyor. "Ben batıyorum siz de batın", "İran'ın felaketi sizin de felaketiniz olur" diyor sanki.


ABD KENDİ ÜSLERİNİ BİLE KORUYAMADI. ARAP ÜLKELERİNİ NASIL KORUYACAK

İsrail ABD'yi felaket bir duruma soktu. Netanyahu gibi bir şizofren soykırımcının hezeyanlarına inanan ABD, bölgedeki bütün üslerinin vurulmasıyla tarihi bir itibar kaybı yaşıyor.

Bırakın bölgedeki müttefik ülkeleri, kendi üslerini bile koruyamadı. Kendi büyükelçiliklerini, donanma üslerini, istihbarat merkezlerini, elektronik savaş ünitelerini bile koruyamadı.

Bölge ülkeleri şu soruyu sormayacak mı "Bizi koruyamayan, korumayan, sadece İsrail'in çıkarlarını ve güvenini esas alan ABD, bundan sonra bizi hangi konularda yalnız bırakacak"

On yıllardır devam eden; "petrol parası ver, güvenlik satın al" ticareti çökmüştür. Artık bu ticaretin Arap yönetimleri, iktidar elitleri için bir güvenli gelecek imkanı sunmuyor.


KIBRIS ÇEVRESİNDEKİ TOPLANMA KİME KARŞI SAVAŞTASINIZ!

Ama eğer bölge ülkeleri bunun alternatifini hazırlayamazsa, hiç tedbir almadan ABD'ye güvenmeye devam ederse, "ABD ile yürüme" kolaycılığına kaçarlarsa, yarın Suudi Arabistan'a, Mısır'a yönelik bir İsrail komplosu yaşandığında da çırılçıplak ortada kalacaklardır.

Bir İsrail bütün Ortadoğu ülkelerini bir anda savaşa sürükledi. Bütün Batılı ülkeleri rehin aldı, kendi kurguladığı savaşa mahkum etti.

Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri Kıbrıs çevresine donanma taşımaya başladı. "Savaştayız" açıklaması bir bir gelmeye başladı. Kime karşı İran'a zaten saldırıyorlar, başka kime karşı Avrupa, Akdeniz'de hangi geleceğe karşı konumlanıyor


CIA, MOSSAD ŞAŞKIN: BİZİ NASIL BULUYORLAR FÜZELER NASIL BU KADAR İSABETLİ!

İran'ın hedef seçimi, füzelerinin isabeti bu sefer çok ciddi. Füzelerin bu kadar isabetli olması, inanılmaz incelikle hedeflerin belirlenmesi, tahminlerin çok ötesinde başarılı olması, sadece İran'ın askeri yetenekleri değil.

CIA ve Mossad elemanlarının hangi otelin hangi katında bulunduğunu biliyor ve oraya saldırıyorlar. Hangi ülkede olursa olsun.

ABD ve İsrail'in bölgedeki bütün gizli istihbarat, askeri unsurlarını buluyor ve oraya saldırıyorlar. İsrail'deki istihbarat, güvenlik unsurlarının tam adresini biliyor ve oraya saldırıyorlar.


ÇİN' İRAN'DA ŞİŞEDEN ÇIKMIŞ! ABD VE İSRAİL ÇOK DAHA BÜYÜK KAYIPLAR VEREBİLİR...

12 gün savaşında İran füzelerinin isabet oranı çok düşüktü. Şimdi neredeyse hedef kaçırmıyor. Hiçbir ülke, bu kadar kısa süre içinde bu kadar askeri yetenek geliştiremez.

Bunun cevabının, saldırıdan hemen önce, günlerce süren Çin ve Rusya sevkiyatları olduğu belli. Çin'in bir şekilde bu savaşın içinde olduğu, Arap ülkelerindeki ABD hedeflerini onların belirlediği, elektronik istihbaratı onların sağladığı tahmin ediliyor.

Öyleyse ABD ve İsrail, daha da büyük kayıplar verecek demektir. Elektronik istihbarat bu kadar güçlü ise, İran daha birçok hedefi vuracak demektir. Her ne kadar şaşırtıcı şekilde pasif görünse de, Çin bu savaşın içinde demektir.


İRAN'DAN SONRA PAKİSTAN'I VURACAKLAR. ÇİN SINIRINA KADAR GİTME PLANI.

İran üzerinden ABD ile müthiş bir savaş yürütüyorlar. Öyleyse bunun bir de "doğu cephesi", "Tayvan cephesi" açılabilir. Çin'in İran'ı kaybetmesi, ikinci adım olarak Pakistan'ın da denklemden çıkarılması ile sonuçlanabilir.