Şu an;
ABD Venezuela'ya el koyuyor. Grönland'da el koymaya hazırlanıyor. Meksika, Kolombiya, Şili'ye "Sıra sizde" diyor. İsrail ile birlikte İran'ı vurmak için şartları olgunlaştırıyor. Bunlardan sonra bizim coğrafyada büyük bir askeri hareketliliğe hazırlanıyor. İsrail-BAE ekseni, Gazze'deki soykırımdan sonra Yemen'i bölüyor. Sudan'ı bölüyor. Somali'yi bölüyor. Suriye'de YPG'yi besliyor ve bu ülkeyi bölmeye çalışıyor. Yunanistan ve Rum Kesimi ile birlikte Türkiye'ye karşı cepheler kuruyor.BÜTÜN COĞRAFYA KAYNIYOR. İRAN'DAKİ OLAYLAR REJİM MESELESİNİN ÖTESİ. PEKİ BUNLAR NEYİN HABERCİSİ Bunlar olurken İran'da kitlesel tepkiler yayılıyor. Daha önceki gece Abadan'ın göstericilerin eline geçtiği bildirildi. Başkent Tahran dahil, ülkenin hemen her yerinde kitleler sokakta. Bu, daha önceki rejim karşıtı gösterilere pek benzemiyor. İran'ı içeriden tamamen çökertmeye ayarlı gibi duruyor. İran-İsrail savaşı ve İran'ın kendi sınırlarına çekilmesinden sonra bu isyan denemeleri başka bir kategoride görülmeli. Ve bölgemizde her an yeni cephelerin açılması muhtemel görünüyor. Peki bunlar neyin habercisi Kim dünyayı nasıl bir geleceğe sürüklüyor Ve bizler birbirinden bağımsız gibi görünen bu olayları tek bir fotoğrafa yerleştirdiğimizde ne göreceğiz
BATI ÖLÜMCÜL BİR TERCİH YAPTI İSRAİL AŞIRI SAĞI BATI'YI REHİN ALDI. İSLÂM'LA SAVAŞ ONLARI TÜKETECEK.
Batı; Soğuk Savaş'ın sona ermesinden hemen sonra bir tercihle karşı karşıya kaldı. Sovyetler'e karşı zafer kazanmış, yeni bir dünya kuruyordu. Ama bu tek yanlı Batı hakimiyeti mi olacaktı yoksa ortak bir dünya mı şekillenecekti
İşin düğüm noktası şurasıydı: Geleceğin dünya düzeninde Müslümanlarla ittifak mı kuracaktı, yoksa savaşacak mıydı
Ağırlıklı bölüm, bu güçle ittifak kurmaktan yanaydı. Ama İsrail ve ABD aşırı sağı, bütün Batı dünyasını provoke etti; "İslâm'la savaş" küresel bir doktrine dönüştürüldü.
11 Eylül benzeri örtülü saldırılar bu küresel proje için yapıldı.
İSRAİL ÖNDERLİĞİNDE TARİHİN EN BÜYÜK HAÇLI SALDIRILARI YAPILDI. "BATI AKLI" DİYE BİR ŞEY YOKTU...
Ardından, "İslâm tehdidi", "İslâmcı terör" gibi söylemler küreselleştirildi. Askeri güvenlik tezleri ve uygulamaları bu yeni "tehdit"e göre formatlandı.
İslâm ülkelerine yönelik işgaller, saldırılar başladı, iç çatışmalar servis edildi. Etnik ve mezhep eksenli çatışmalar bunun sonucuydu.
İsrail aşırı sağı, dünyayı İslâm'la savaşa sürüklemiş ve başarılı da olmuştu. O zaman "Batı Aklı"nın ne kadar kolay manipüle edilebilir olduğuna tanık olduk.
Korkunç vahşetler işlendi. Milyon milyon insan öldürüldü. Ebu Gureyb gibi işkence merkezlerinde korkunç zulümler, dini bir söylemle uygulandı. Şehirler, ülkeler harabeye dönüştü.
İsrailliler bütün Batı'yı Haçlı Savaşları'na sürüklemişti.
Ülkeler işgal gedilirken, Müslüman dünyadaki Batılı rejimler de bu işgallere destek veriyordu.
HEM "TERÖR" DEDİLER, HEM TERÖR ÖRGTÜLERİ KURDULAR.
İlk kez Türkiye'de uygulanan ve Müslümanların tasfiyesini öngören 28 Şubat küreselleştirilmişti.
O günden bu yana, coğrafyamızda savaşlar hiç eksik olmadı. Hem işgal ediyorlar hem bölge için savaşları provoke ediyorlardı.
Hem "İslâmcı terör" yaygarası yapıyorlar hem "İslâmcı terör örgütleri" kurup yönetiyor, belli ülkelere saldırtıyor, sonra da o ülkeyi kontrol altına alıyorlardı.
Son otuz beş yıl, bizim coğrafyanın tarihindeki en aşağılayıcı zamanları oldu.
AYNI GÜÇLER "İKİNCİ DALGA"YI BAŞLATIYOR. BU KIRILMAYI DA İSRAİL AŞIRI SAĞI YÖNETİYOR.
Şimdi;
Soğuk Savaş'la yaşanan kırılmamın ikincisi yaşanıyor. Batı, tek yanlı dünya düzeni hedefini başaramadı. Ama dünyayı rahat bırakacak gibi de görünmüyor. Beş yüz yıllık sömürge tarihini yeni bir aşamaya geçirmeye hazırlık yapıyor.
Bu ikinci kırılmada da "Batı Aklı"nı İsrail aşırı sağı, "Yahudi Kabilesi" yönetiyor. Batı gücünü bir silah gibi kullanıp yeryüzünü savaş alanına dönüştürüyor.
Bütün uzlaşma, ittifak alanlarını çürütüyor, bütün fay hatlarını çatışmaya dönüştürüyor.
Yahudilerin böyle bir gücü yok. Ama elinde Batı gücü var ve hepsini bir şekilde yönetiyor, provoke ediyor, zaaflarını kullanıyor, tarihsel düşmanlıkları sahneye sürüyor.
BİRİNCİSİ "İSLÂMLA SAVAŞ" İÇİNDİ. İKİNCİSİ "İNSANLIKLA SAVAŞ" İÇİN.TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ
Birincisinde "İslâm'la Savaş"ı küreselleştiren İsrail ve ABD aşırı sağı, bu ikincisinde "İnsanlıkla Savaş"ın altyapısını, psikolojik gerekçelerini, kaynaklar üzerindeki açgözlülükleri olgunlaştırıyor.
Bir nevi kıyameti zorluyor, bir nevi bütün insanlığın katılacağı yeni bir dünya savaşının kapılarını açıyor. Burada Avrupa ülkelerin vahim durumu, aptallığa varan duruşu, İsrail'in elindeki en güçlü silah durumunda.
Eğer insanlık kendine gelmezse, bu duruma el koyamazsa, İsrail aşırı sağını durdurmazsa, yeryüzünün tamamı çatışma alanına döner.
İnsanlığın felaketiyle sonuçlanacak durumlar oluşur. Belki de amaçladıkları böyle bir şeydir.
ÜLKEMİZİ VE BÖLGEMİZİ TAKVİYE ETMELİYİZ
Kendi coğrafyamıza müdahale etmeliyiz. Dünyanın ve insanlığın yarınının bile tahmin edilemediği bu karanlık dünyada, ülkemizi takviye etmeliyiz, bölgemizi takviye etmeliyiz.
İçerideki bütün çatışma alanlarını kapatmak, yok etmek, en azından dondurmak zorundayız. Bölgemizdeki bütün çatışma alanlarını kapatmak zorundayız.
Eski tür, gelenekselleşen düşmanlık tezlerini, mirasını bir kenara atmak, krizleri coğrafya dışına itmek zorundayız.
HİÇBİR ÜLKE TEK BAŞINA ALYAKTA KALAMAZ ORTAKLIKLAR İNŞA ETMELİYİZ. İŞTE ŞU AN BUNU HEDEF ALIYORLAR.
Hiçbir ülke, bu fırtınaya karşı tek başına ayakta duramaz. Çünkü artık bölgesel değil küresel, bütün insanlığı içine alan şeyler geliyor.
Öyleyse, zoraki bile olsa, yutkunsak bile, bölgesel ortaklıkların kurulmasını, güçlendirilmesini, hareketlendirilmesini hızlandırmalıyız.
İşte böyle bir havada, bölgenin gücünü kırmak için Sudan, Yemen, Somali, Ege, Doğu Akdeniz, Suriye, İran ve birçok yerde yeni bölge için çatışmalar projelendiriliyor.

14