Önceki gün, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında; Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'ı birbirine bağlayacak bir demiryolu mutabakatı imzalandı.
Oldukça kapsamlı, Suriye'nin yeniden inşasını da içeren bun anlaşma, beş yüz milyar dolarlık bir ticaret potansiyelini barındırmanın ötesinde, çok daha kalıcı olan, coğrafya entegrasyonu için dev bir adımdı.
Türkiye ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan Güney Koridoru projesinden sonra bu proje, Türkiye ile Arap Yarımadası'nı, Kızıldeniz'e kadar birbirine bağlayacak. Türkiye'nin Somali, Sudan gibi, Kızıldeniz'in doğu tarafında yürüttüğü ortaklıklar projesi, şimdi de Arap Anakarası ile bütünleşiyor.
KITALARI VE DENİZLERİ BİRLEŞTİRMEK. BÜTÜN PROJELİRİN OMURGASI BİZİZ!Böylece, Kızıldeniz-Basra Körfezi-Anadolu ortak bir ekonomik havzaya dönüşüyor. Ekonominin dışında jeopolitik, güvenlik eksenli bir gelecek planlamasının da ilk adımları atılmış oluyor. Artık İran sınırından Doğu Afrika'ya kadar; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz, Basra Körfezi, Hint Okyanusu arasında bir ekonomik havzanın oluşmaya yüz tuttuğunu açıklıkla söyleyebiliriz.
Bu haritayı biraz daha genişletelim: Çin'den Londra'ya uzanan Orta Koridor dünyanın lojistik can damarı olacak. Batı'nın nefes alabileceği belki de tek hat olacak.
Her ne kadar bu koridorun doğusu Çin, batısı Londra olsa da, ana istasyonları Türkistan'dır. Omurgası, bel kemiği Türk Devletleri'dir, bizim coğrafyadır. Orta Asya'dır, Kafkaslar'dır, Anadolu'dur.
İKİ YÜZ YILDIR BU TALANI, BU "İMHA"YI İZLİYORUZ.
Dünyadaki sekiz deniz geçiş koridorundan, kanalından altısı "bizim coğrafya"da. Kara ticaret koridorlarının hemen tamamı bizim coğrafyada. Çünkü Müslümanların yaşadığı coğrafya, yeryüzünün eksenini oluşturuyor. Sadece ekonomik değil, sadece kaynaklar değil dünyanın bilinen jeopolitik, güvenlik teorileri bu kuşağa göre tanımlanmıştır.
Bizler iki yüz yıl, işte bu coğrafyanın yağmalanmasına, parçalanmasına, felaketler içinde boğuşmasına tanık olduk. Batı dünyası, iki yüz yıldır bu coğrafyayı talan ediyor, adeta imha ediyor.
En son Osmanlı'yı parçalayarak, coğrafyaya tam hakimiyet kurdular. Ardından rejimleri, devletleri, liderleri kendileri yönetti. Sömürge ve işgal aynen devam ettirildi.
COĞRAFYA İMHASI, COĞRAFYA İNŞASI. İKİ YÜZ YILLIK ÇARPIŞMA: İSRAİL O GELENEĞİ SÜRDÜRÜYOR.
Avrupa ve sonradan ABD, bu kuşağa hâkim olmanın küresel iktidar olmanın tek yolu olduğunu biliyordu. Bizi o kadar acımasız, ahlaksız, barbarca bir tarihe mahkûm ettiler ki, zihinlerimizi bile dönüştürüp, kendimize bile düşman ettiler.
İşte şu an İsrail, o geleneği devam ettiriyor. "Batı adına" pazarladığı istila ve terörle, büyük coğrafyanın her yerinde yıkımlara yol açıyor. Batı'yı da "sizin için savaşıyoruz" diye kandırıyor, onlar da eski hastalıklarından kurtulup dünyaya gerçek anlamda bakamıyor, coğrafya parçalanmasına devam ediyorlar.
"Coğrafya imhası" ile "coğrafya inşası" arasında iki yüz yıldır kesintisiz bir çarpışma var. Bizler güç kaybettiğimiz için bu iki yüz yıla müdahale edemedik bile.
İSRAİL TARİHİN BU YÜKÜNÜ KALDIRAMAZ. ÖYLEYSE TARİH DE DEĞİŞECEK, COĞRAFYA DA.Ama artık küresel güç matematiği sarsıcı biçimde değişti. Batı güç kaybederken dünyanın başka bölgeleri güç kazanıyor. Türkiye, bu yeni güç sıçramasının sürpriz ülkesi oldu.
Öyleyse tarih de değişecek, coğrafya da. Öyleyse son iki yüz yılın radikal bir şekilde değişeceği ana geldik. Batı'nın yakıp yıktığı, İsrail'in hâlâ devam ettirdiği coğrafya imhasına karşı Türkiye'nin öncülük ettiği, yollar önerdiği coğrafya inşası arasındaki çarpışmada roller değişecek.
Batı'nın da İsrail'in yıkımı devam ettirme gücü yok artık. Şu an İsrail, Gazze'yi vuruyor... Suriye'yi vuruyor, Yemen'i vuruyor, İran'ı vuruyor. Mısır'ı tehdit ediyor. Türkiye'yi tehdit ediyor.
Türkiye'nin "coğrafya inşası"na yönelik bütün girişimlerine saldırıyor. Kıbrıs'ta, Yunanistan'da, Doğu Akdeniz'de, Adriyatik'te, Kafkaslar'da, Orta Asya'da Türkiye'ye karşı cepheler kurmaya çalışıyor.
BATI'YI NASIL DA KÖR VE FELÇ EDİYORLAR!
Batı dünyası buna alkış tutuyor, bunun geleneksel sömürgeci tarihi devam ettireceğini sanıyor. İsrail onları kör ediyor, beyinlerini felç ediyor, onlara tuzaklar kuruyor. Çok yanlış bir tarihe sürüklüyor. Sadece İsrail ile bunu devam ettiremeyeceklerini, sadece istila ve savaşlarla bu coğrafyaya yeniden hâkim olamayacaklarını göremiyorlar.
COĞRAFYA İNŞA EDENLERİN TARİHİ BAŞLADI ANADOLU'DAN HİNT OKYANUSU'NA...
Artık Batı'nın böyle bir gücü yok, olmayacak da. Coğrafya imhasına dönük bütün silahları, tezleri, yöntemleri eskidi, tükendi.
İşte şimdi coğrafya inşa edenlerin tarihi başlıyor. Türkiye, onlarca yıldır bölgenin bütün ülkelerini buna çağırıyor. "Ülkelerinizi, milletlerinizi, kaynaklarınızı koruyun, zenginliklerinizin talan edilmesine izin vermeyin" diyor.

15