Coğrafyamızda yeni, uzun zamandır unuttuğumuz bir güç harekete geçti. "Devletler" ve "örgütler" ekseninde şekillenen güç yapılanması ezberini bozan bu dalga, aşiretlerin harekete geçmesi, bütün hesapları bozmasıdır.
Bu belki de "yeni bir güç nüvesi"nin temellerinin atılması ile sonuçlanacak. Belki de 20. yüzyıl boyunca baskılanan, tasfiye edilen "coğrafyanın yerlileri"nin uyanışına vesile olacak.
Yurtlarına sahip çıkışına, onlarca yıl boyunca devletleri kilitleyen işgal haritalarına karşı bir başkaldırıya dönüşecek.
İsrail'in yayılmacılığına, saldırganlığına karşı yeni bir güç dalgası harekete geçmiş olacak.
HAYDUTLUĞUN, BARBARLIĞIN, EDEPSİZLİĞİN BÜTÜN SINIRLARI AŞILDI!
İsrail ve Amerika, Dürzileri ayaklandırınca Suriye birlikleri harekete geçti. Ancak iki ülke, Suriye birliklerini de durdurdu. Onlara saldırdı, devam ederlerse Suriye'yi işgal ile tehdit etti. Bir ülkeyi egemenlik sınırlarında hareketsiz bıraktı, İsrail gidip Şam'ı, başkenti bile bombaladı.
Haydutluğun, barbarlığın, arsızlığın, edepsizliğin bütün sınırları aşıldı. Daha kurulum aşamasındaki bir devletin egemenlik alanları sınırlandırıldı, toprak hırsızlığı açık açık başlatıldı. Dürzileri kullanıp Suriye'yi parçalama ajandası uygulamaya konuldu.
DEVLETLER KİLİTLENDİ. MİLLETLER SAHAYA İNDİ. ÖFKE PATLAMASI BAŞLADI.
İsrail Dürzilerle ortak şekilde, Suriye'nin kuzeyini işgal altında tutan PYD/YPG ile harita birleştirme, Suriye haritasını parçalama planını açıkça sahneye koydu.
Devletlerin kilitlenmesi, Gazze'de soykırım sonrası açlıktan toplu ölümleri bile engelleyemezken, Suriye için de pek bir şey yapamıyordu. Yapılacak tek şey İsrail'e açıktan saldırıydı ve onlara göre bu "mevsim" henüz gelmemişti.
Bir anda yeni bir güç harekete geçti. Bu bir tür "yıldırım çözüm"dü. Suriye'nin her tarafından aşiretler yollara düştü. İsrail destekli Dürzi katliamlarına karşı bir öfke seli, Suriye'deki aşiretlerin çok ötesine taştı.
Mısır'da, Ürdün'de, Lübnan'da, Suudi Arabistan'da, Irak'ta hareketlenmeler başladı. Dayanışma bildirileri yayınlandı, sınırların açılması istendi. Çok büyük bir öfke patlaması oluştu.
İSRAİL VE ABD GÜÇLERİ ŞAŞKINDI. "SURİYE ORDUSU AŞİRETLERİ DURDURSUN" DEMEYE BAŞLADI.
Devletleri hareketsiz bırakanlar, Suriye'yi hareketsiz bırakanlar şaşkındı. Dün "Suveyda'ya Suriye askeri girmesin" diyenler, "Suriye askeri gelsin aşiretleri durdursun" demeye başladı.
Coğrafya, yeni bir gücün dalga dalga yayılasına tanık oluyordu. Arkasındaki akıl her kimse, belki de yüz yıldır ilk kez tıkanmış coğrafyamıza yeni bir çıkış kapısı açıyordu.
"Kimin aklı" olduğu belki de en önemli soru. Türkiye mi, Suriye mi, Türkiye-Suriye-Katar gibi ortak bir akıl mı Her kimse alkış tutulmalı. Çünkü "devlet-örgüt" bağlamı dışında yeni bir gücü ortaya çıkardı ve İsrail ile ABD'yi tam anlamıyla sıfıra düşürdü.
"FEODAL YAPI", "GERİCİ YAPI" DEDİLER: AŞİRET, MİLLET YERİNE ÖRGÜTLER İKAME ETTİLER. VE ONLARLA BİZİ İMHA ETTİLER.
Şimdi gelelim esas meseleye:
On yıllarca "Feodal Yapı", "Gerici Yapılar" diyerek aşiretleri küçümseyenler, ABD, İsrail ve Batı'nın desteğiyle tasfiye edenler, aslında coğrafyayı mahveden örgütler dünyasını kuruyorlardı. "Aşiret yerine örgüt" formülü bütün ülkeleri mahvetti. Aşiretler yereldi, yerliydi. Örgütler uluslararası kimlikliydi, Batı'nın coğrafyamızdaki uzantılarıydı.
PKK ve Türk Solu'nun yıllardır hepimize ezberlettiği "Feodal Yapı" söylemine bilmeyerek alkış tuttuk.
Uyutulduğumuzu, oyuna getirildiğimizi yıllar sonra anladık. Örgütler milli devletleri tehdit ettiğinde baltayı nasıl taşa vurduğumuzu gördük.
Çünkü bu coğrafyada kurulan hiçbir örgüt yerli ve milli değildi. Çokuluslu denklemin parçasıydı ve bölgedeki ülkelere karşı amansız bir silah olarak kullanılıyordu.
Elbette Osmanlı'nın son döneminde aşiretler büyük rol oynadı. İngilizlerle ortaklıklar yapanlar oldu. Yıkımlara yol açanlar oldu. Bunu yadsımıyoruz.
Ama onların sonradan aşiret yerine örgüt yöntemine geçmeleri ve buna hepimizi inandırmaları, başka bir hesaptı. Buna uyanamadık.
AŞİRETLERLE Mİ MASAYA OTURMAK İSTERSİNİZ, İSRAİL YA DA ABD İLE Mİ
Şu an için en azından aşiretler yereldir, yerlidir, toprağa bağlıdır, ülkeye bağlıdır, bağlı olmayanlarla masaya oturmak kolaydır.
Ama örgütler söz konusu olduğunda ABD ile, İsrail ile, İngiltere ile masaya oturmak zorunda kaldığımız da bir gerçektir.
Son yüz yıldır, aşiretler değil, örgütler coğrafyayı mahvetti. Her örgütün yönetim yeri Londra'dır, Tel Aviv'dir, Washington'dır, Batı başkentleridir.
Öyleyse bize "Gerici Feodal Yapı" diye yutturdukları, bu toprakların insanlarını, yerli güçlerini küçümseme, tasfiye etme, düşman bilme yanlışından kurtulma zamanıdır.
Bu "PKK Jargonu"nu, bu "Türkiye Solu Jargonu"nu bizlere alkışlatarak PKK gibi, YPG gibi örgütlere alan açma dönemini sonsuza dek kapatmak gerekiyor.
15 TEMMUZ'DA TÜRKİYE'Yİ "MİLLET" KURTARDI, DEVLET FELÇ EDİLDİ, ÖRGÜTLER SALDIRIYA GEÇTİ.
Hatırlayalım; 15 Temmuz 2016'da Türkiye'yi kurtaran devlet değil, örgütler değil, milletti. Devlet felç edilmişti, örgütler darbe ve Batı adına işgal girişiminde bulunuyordu.
Aynı millet, ülkeyi de devleti de kurtararak emaneti ehline teslim etti, tarihi dönüştürdü. Bu; Türkiye'de millettir, Arap dünyasında aşirettir. Aşiretler milletin kendisidir.
Suriye'de devlet yeni kuruluyor. Büyük bedeller ödendi ve ülke kendini toparlamaya çalışıyor. Devleti felç ettiler, hareket ettirmiyorlar. Örgütler İsrail ile çalışıyor, Suriye'yi parçalama derdinde. Geriye tek zinde güç millet kaldı. İşte millet o aşiretlerdir.
SADECE SUVEYDA DEĞİL, İSRAİL SINIRINA KADAR...

5