Bütün Batı'nın İsrailleştiğini göreceksiniz. Büyük savaşlar çıkaracaklar: Ukrayna-Rusya gibi, Yunanistan-Türkiye, Japonya-Çin

Bu kibirle, insanlık ailesini küçümseyerek, yeryüzünün kaynaklarına tek yanlı hakimiyet üzerinden bir kurgu yaptılar.

Milletleri, devletleri, kültürleri yok saydılar. Tarihi yok saydılar. Güçlerinden o kadar emindiler ki, tarihin sonuna kadar bunun böyle devam edeceğini düşündüler.

Ama imparatorluk coğrafyası, büyük güçler coğrafyası, şaşırtıcı bir hızla öne çıktı. Avrupa ve ABD'nin hesabını yapamadığı bir olağanüstülük yaşandı.

Askeri teknolojide, insan kaynağında, sermayede, dijital teknolojide, kaynakların yönetiminde Batı dışı dünyadan büyük meydan okumalar başladı.


AVRUPA KENDİ KITASINA HAPSOLDU.

Bu yükseliş önce Avrupa'yı kendi kıtasına hapsetti. Avrupa Birliği projesi küreselleşemedi. Şimdilik bir Avrupa dayanışması olarak devam ediyor ama bunun ömrü uzun olmayacak.

Birçok Birlik ülkesi, kendi ulusal çıkarlarına yönelecek, kendi küresel ilişkiler ağını kuracak, milli reflekslerine dönecek.

İngiltere'nin AB'den ayrılması, İspanya ve İtalya'nın kendi arayışlarına yönelmesi, eski sömürgeci Fransa'nın Afrika'dan kovulduktan sonra sendeleyip yeni yönler aramaya girişmesi bunun ilk güçlü işaretleridir.


KAYNAKLARIN AVRUPAYA AKIŞI DURDU.

Avrupa'yı çörekten Rusya'nın Doğu sınırlarını tehdit etmesi değil, kaynakların Avrupa'ya akışının durmasıdır.

Afrika'dan, Rusya'dan, Asya'dan, Latin Amerika'dan kaynak akışının kesilmesi, Avrupa'nın siyasi geleceği kadar ekonomisini de yıkıma uğratacaktır. Çünkü Avrupa kıtası kaynak yoksunu bölgedir. Bugüne kadarki zenginlikleri tamamen kıta dışından akan kaynaklarla mümkün olabilmiştir.

Kaynakları kesilen Avrupa, ABD ile arasında mesafe oluşması, Rusya'nın Doğu sınırlarını tehdit etmesiyle belki de tarihin en büyük sarsıntılarından birini yaşayacaktır.

Tam bu dönemde İspanya ve İtalya'nın savunma ve bölgesel ilişkiler alanında Türkiye ile yakınlaşması, daha önce ambargo uygulayan Almanya'nın Türkiye ile ortak savunma girişimlerine yönelmesi, AB ülkelerinin tek tek Çin'in kapısını çalması işte bu kötü senaryonun farkında olmalarından kaynaklanıyor.


ABD'YE BU GÜÇ BİR DAHA VERİLMEYECEK!

Önce Avrupa'ya kaynak akışı kesildi. ABD'ye de kaynak akışı kesilecek. ABD siyasi aklı bunun farkında olduğu için, şimdiden kaynak bölgelerine yöneliyor, işgaller ve savaşlar çıkartarak bu bölgeleri kendine mahkum ettiriyor.

Küresel iktidar gücünü Batı adına kullanan tek güç kaldı o da ABD. Ama bu daha ne kadar sürebilecek Bugünkü en büyük soru bu:

Dünya, insanlık ailesi; Avrupa ile birlikte, İngiltere ve İsrail'le birlikte ya da tek başına ABD'ye hiçbir şekilde küresel iktidar patronluğunu bir daha vermeyecek.

İsrailleşen, askeri seçeneklerle yağma ve talanı öncelik sırasına koyan, başka ülkelere ve milletlere yaşam hakkı tanımayan, küresel iktidar alanını paylaşmayan, yeryüzünü kendi tarlası sanan ABD'ye bu imtiyaz bir daha verilmeyecek.


ABD ORTAKLARINI BİLE KORUMAZ. ONLARI BİLE TEHDİT GÖRECEKTİR.

Artık Amerikan küreselleşmesi, Amerikan Yüzyılı gibi söylemler tarihe karıştı. Milletlerin zihninden silindi. Yüzyıllarca sömürge altında kalan ülkeler bile bu ön kabulü, teslimiyeti zihinlerinden siliyor.

Artık kimse kaynaklarını paylaşmak istemiyor. "Kaynak verip iktidar satın alma" formülünün hiçbir ülke için gelecek güvencesi vermediği açığa çıktı.

Fransa'nın Orta Afrika'daki eski sömürgelerinden kovulması, İsrail-İran savaşında Körfez ülkelerinin ABD tarafından korunamadığının belirginleşmesi, ABD askeri üslerinin koruma değil tehdit ürettiği fotoğrafının ortaya çıkması, şiddet üretme potansiyelinin verdiği korku dışında, ABD'ye güveni yok etmiştir.


ABD'NİN "ASKERİ KORKUSU" DA YENİLECEK. HERKES BUNA HAZIRLANIYOR.

Bir süre sonra, ABD'ye kaynak akışının dramatik biçimde azalacağını göreceğiz. Askeri seçeneklerin verdiği korku ile bu düzenin korunması artık mümkün değil.

Çünkü, askeri olarak da ABD dışında güç yükselişlerine tanık oluyoruz. Trump'ın Çin ziyareti, aslında bir güç paylaşımı zorunluluğunun ABD'yi nasıl köşeye sıkıştırdığının da göstergesi oldu.

Türkiye ve bölge ülkelerinin, Batı siyasi baskısının en ağır halinin yaşandığı bizim coğrafyada, olağanüstü askeri hazırlıklara girişmesi, çok önemli kazanımlara imza atmaları, Türkiye'nin askeri teknolojide birçok Avrupa ülkesi için de bir rol-model haline gelmesi, ABD'nin askeri seçeneğini de boşa çıkaracaktır. Belki de bu "korku"nun ömrünü kısa tutmaya dönük hazırlıklardır.


BATI'NIN ÜÇ BÜYÜK ZAFERİNDEN SONRA... DÖRDÜNCÜSÜ YENİLGİLERİ OLACAKTIR.

Hep söyleriz: Dünyanın bugün yüzleştiği güç kırılması, iki dünya savaşı sonrasına hiç benzemiyor. Yukarıda söz ettiğim üç büyük "zafer"de Batı hakimdi, kazanandı. Ama bugünkü güç karılmasında Batı kaybeden olacak.

Dolayısıyla güç matematiğindeki değişim, Coğrafi Keşifler diye dünyaya yutturdukları sömürge tarihinin başlamasından bu yana ilk kez oluyor.

Ilımlıların dünyası artık yok, büyük fırtınaların dünyasına girdik. Bu öyle büyük bir sarsıntı ki, yüzlerce yılı içine alacak bir değişimden söz ediyoruz. Türkiye dahil, bütün milletler, yüzlerce yıllık tarihlerini bugüne taşıyarak bu fırtına ile yüzleşmeyi deneyeceklerdir.

Türkiye'nin Selçuklu'yu, Osmanlı'yı bugüne çağırmasının, bu güç, miras ve akılla hareket etmesinin nedeni bu.


KİBİRLİ, BENCİL, AÇGÖZLÜ: TEKRAR DENEYECEKLER. BAŞARAMAYACAKLAR..

Peki Batı bunu kabullenecek mi Hayır, asla! Kendileri için tarihin sonu anlamına geleceğini düşündükleri için bütün yeryüzünü patlatmaya da yol açsa, geri adım atmayacaklar.

Küresel iktidar üzerindeki hegemon yapılarını ayakta tutmaya çalışacaklar. Başaramayacaklar ama en büyük çılgınlıkları deneyecekler.

Küresel iktidarın ve kaynakların adil paylaşımını kabullenselerdi, dünya bu kadar büyük tehlikelerle yüzleşmeyecekti. Ama onlar, aç gözlü, kibirli davrandıkları için, sömürgecilikle yoğrulmuş siyasi kültürü bırakamadıkları için insanlık ailesini böyle bir sonuca sürüklerdiler. İşte bugün bu bencillik, ülkelerin ve milletlerin önündeki en büyük tehdittir.


BATI BÜYÜK SAVAŞLAR ÇIKARACAK. UKRAYNA-RUSYA GİBİ, YUNANİSTAN-TÜRKİYE, JAPONYA-ÇİN SAVAŞLARI...

Büyük savaşlar çıkaracaklar. Milletleri birbirine kırdıracaklar. Başka ülkeleri kendileri için savaşa sürecekler. Kaynaklara çökmeye, savunmalarını başkalarına ihale etmeye devam edecekler. Bunu deneyecekler. Deniyorlar da.

Ukrayna'yı Rusya'nın karşısına sürdükleri gibi, Yunanistan'ı Türkiye'nin karşısına sürecekler. Japonya'yı Çin'e karşı, Avustralya'yı Endonezya'ya karşı savaşa sürecekler. Güney Kore'yi Kuzey Kore'ye, İsrail'i Mısır'a, Körfez Araplarını İran'a karşı savaşa sürmeyi deneyecekler.