Okul saldırıları yüreğimizi yaktı

Çocuklarımızı eksikliklerden koruyan ebeveynler, onları aslında ne kadar da kanserli bir topluma hazırlıyoruz?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, modern ebeveynlerin çocuklarını aşırı koruyup öz disiplin ve temel değerleri öğretmemelerinin, okul katliamları ve şiddet eğilimi gösteren gençlere yol açtığını savunuyor. Bu sorunu besleyen faktörler arasında medyada şiddetin rutinleştirilmesi ve sosyal medyada denetimin olmaması sayıyor. Peki, sadece yetersiz disiplin mi, yoksa sistemik faktörler ve ruh sağlığı sorunlarının göz ardı edilmesi de bu trajedilerin arkasında mı yatıyor?

Çocuklarımıza iyi bir eğitim vermeye çalışıyoruz.

"Aman ha hiçbir eksikleri olmasın" diye çırpınıyoruz.

Ama acaba doğru mu yapıyoruz

Hayattaki en büyük sınavlarımızdan birisi evlatlarımız,

Rabbim kimseye evlat acısı yaşatmasın.

Eskiler "Allah sıralı ölüm versin, hiçbir anne babaya evladının tabutunu omuzlatmasın" derdi.

Gülistan Doku dosyasına bakıyorum.

Cinayet şüphelileri iyi eğitimli, yüksek tahsilli, makamlı mevkili insanların çocukları yani meselenin yoklukla, kötü eğitimle, yoksunlukla ilgisi yok.

Şanlıurfa'daki okul katliamı girişimine bakıyorsunuz ortada görünürde dişe dokunur bir sebep yok...

Hemen ardından kopyala/yapıştır denilen etkiden muhtemelen Kahramanmaraş'taki katliam geldi... Can kayıpları yüreğimizi dağladı.

Her iki olayda da okula baskın yapan çocuklar canına da kıydı.

Yani hem ölüm saçmaya hem de canlarından geçmeye hazırdılar.

Peki ama neden

ABD'de, Avrupa'nın bunalımlı kuzey okullarında gördüğümüz katliam senaryolarını ne ara ülkemize ithal eder olduk

Bu çocuklar nasıl oldu da bir canavara dönüştü

Üstüne uzun uzun konuşmak, düşünmek lazım...

Ancak içimden geleni dümdüz yazıyorum.

Pedagojik yaklaşımlardan da artık şüphe eder oldum.

Biliyorum beni linç etmek isteyenler olacak ama çocuklarımıza daha küçücük yaştan itibaren tıpkı andımızda yazdığı gibi büyüklerine saygıyı, küçüklerine sevgiyi, canlıya merhameti öğretmek ilk vazifemiz mi olmalı

Zira ağaç yaşken eğilir ama biz sanki o yaşları "Biz çektik onlar çekmesin, biz yaşadık onlar yaşamasın, biz zorlandık onlar zorlanmasın" diye diye ıskalıyor muyuz Zira o çocuklar artık büyüdü...

Kimi okulda katliama soyunuyor, kimi trafikte üstümüze aracını sürüyor...

"Yol verilmez alınır" anlayışı bir yaşam biçimi haline getiriliyor...

Çevremizde o kadar çok örnek var ki; insan hangi birini anlatacağını şaşırıyor...

Ama herkesin ortak duygusu insani ilişkilerde gün günü aratıyor...

Size küçük bir hikaye anlatacağım...

Yıllar önce komşumuzun oğlu elindeki dondurmayı apartmanın merdivenlerine düşürdü... Eşim apartman yöneticisi olduğu için kendisini erimeden dondurmayı alması için uyardığında aldığı cevap "Merdivenci var gelsin silsin" şeklinde oldu. Bir de eşime karşı hakaret içeren sözler kullandı.

Akşam iş çıkışı komşunun kapısını çaldım.

Oğlunu kibar bir dille bir daha saygısız davranırsa bu kadar nazik olmayacağım konusunda uyardım.

Annesi "Siz benim oğlumu kapımda tehdit mi ediyorsunuz" diye kapımıza dayandı. Kendisine "Bu şekilde davranırsanız bu çocuk büyüyünce aynı saygısızlıkları size de yapar" diye anlattık. Ondan sonra da komşuluğumuz bitti... Konuşmuyoruz. Ancak yıllar geçti... O çocuk büyüdü. Deve gibi bir şey oldu. İnanın anne-babasına ettiği küfürleri mi yazayım, zaman zaman duvardan duvara vurmasını mı, zaten evi de çocuğa bırakıp memleketlerine kaçmak zorunda kaldılar.

Biz de oradan taşındık...

Ama yıllar ne yazık ki bizi haklı çıkardı...

Örnekleri çoğaltmak mümkün, dedesini, büyükannesini tokatlayan toruna hoşgörü bekleyen, anne-babalar var aramızda... Tepki gösterdiklerinde küsüp, çocuğu bir daha göstermemekle tehdit ediyorlar...

Bir akrabamız var mesela, bu şekilde büyüdü oğlu.

Şimdi askerlik çağına geldi.