Et, balık kokmasın diye tuzlarsın peki ya tuz kokarsa işte o zaman çaresiz kalırsın. CHP'de peş peşe patlayan skandallara baktığınızda sanırım manşete siz de hak verirsiniz. CHP'de tuz koktu...
Zira CHP Genel Başkanı Özel'in kangren olan yapıyı kesip atma gücü yok. Belediye parasıyla sevgili koleksiyonu yapan, mal varlığı transferi açıklamaya muhtaç olan, yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ı dahi partiden ihraç edemediler. İpe un serer gibi meseleyi zamana yaymaya çalışıyorlar. Aynı şekilde 16 yaşında bir çocuğun bana cinsel tacizde bulundu diye şikayetçi olduğu tutuklanan Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede konusunda da tek bir adım atamadı CHP Lideri Özel...
Listeyi uzatmak mümkün, Özel şimdi çıkmış Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in gözaltına alınmasını "kumpas" ilan etti. Anlamadan dinlemeden hükmü kestirip attı. Aynı tavrı Uşak için de gösterdi. "Saldırı altındayız" dedi. Ortaya çıkanlardan sonra geri vites yaptı...
Şimdi herkes biliyor ki Kılıçdaroğlu'nun "şaibeli yollarla" devrilmesinin ardında CHP'yi dizayn eden isim İmamoğlu oldu... Onun da kriminal geçmişi, hayat ve siyaset anlayışı ortada, gözaltına alınan isimlerle paylaştığı manidar içerikli videoların takdirini de millet yapar elbette. Ancak şunu söylemek mümkün CHP'deki "İmamoğlu Modeli" yapılanma partiyi uçuruma sürüklüyor. Ve Gözaltına alınan CHP'li Başkan Bozbey'in "Ebedi önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yolda yürümekten onur duyuyorum." gibi söylemlerin de artık bir hükmü yok. Zira sınırdan sigara kaçakçılığı yapan CHP'li Ediz Ün gibi isimler de "Atatürk'ün ilke ve hedefleri doğrultusunda çalışıyorum" diye kendini savunmuştu. Özetle artık CHP'lilerin her savunmasında Atatürk'ün arkasına saklanmayı bırakıp, gerçeklerle yüzleşmesinin zamanı geldi, de geçiyor bile... Özel'in öyle atarlı ergenler gibi Kılıçdaroğlu'nun sosyal medya takibinden gece yarısı çıkıp, sonra gün doğduktan sonra geri takibe alması gibi davranışlar da hiç şık değil... CHP'deki bu gidişat, gidişat değil bizden söylemesi...
BACK TO BACKGençler bilmez, AK Parti öncesinde Türkiye'de banka vurgunu "Back to back" taktiğiyle yapılırdı. Milletin parasını yüksek faiz vaadiyle toplayan banka patronları yasal olarak kendileri için kredi kullanamadığından birbirleriyle anlaşır. Düşük faizle karşılıklı kredi kullanırdı. Yani banka sahipleri "sen benim sırtımı kaşı ben de seninkini kaşıyayım" derdi. Tabii mesele kredileri ödemeye gelince de paralar buhar olduğu için bankalar iflas bayrağını çekerdi. Olan da bankacılık sistemi üstünden dolandırılan millete olurdu. Banka kapılarında kuyruklarda bekleyenler, camları yumruklayanlar, hatta intihar edenler oldu. CHP'li belediyelerdeki durumu ben biraz buna benzetiyorum. Birçok CHP'li belediyede "Back to back" yöntemi kullanılmış. A belediyesinin başkanı eşini, baldızını, eniştesini, kayınçosunu kendi belediyesine almaya çekindiği için, B belediyesindeki CHP'li başkanı arıyor. Anlaşılırsa kadrolar akrabalar için becayiş yapılıyor. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın sevgilisini Bornova Belediyesi'nde işe sokması en açık örneklerden biri o utandığı için değil de daha çok bir numaralı sevgilisiyle iki numaralı sevgilisi belediyede karşılaşırsa çıngar çıkar diye düşünmüş de olabilir. Zira 2 numarayı Bornova'ya göndermeden önce aslında kadrosu Uşak Belediyesi'ndeymiş... Ne diyordu CHP yöneticileri, işe alımlarda mülakat değil, liyakat olacak. Bursa'da gözaltı listesindeki Soyadlarına bir bakın bakalım... Hepsinin aynı soydan gelmesi akraba olması mı etkili olmuş, liyakatli olması mı Cevabı siz de biz de biliyoruz. Tabii ideolojik sapkınlıkla, Erdoğan düşmanlığıyla gözünüz körleşmediyse...

4