Süleymaniye Camii'nde namaz

Süleymaniye Camii'nin mimarî şaheserliği ve manevî atmosferi, ezan sesiyle müezzin kapısında duran insanları dönüştürebilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Süleymaniye Camii ziyaretinde mimarî güzellik ve manevî havayı yaşadığını ve bunların insan ruhunu nasıl takviye ettiğini anlatıyor. İstanbul'un tarihî mabetlerinin insanları dönüştürücü gücüne inanmasının nedeniyse, bizzat yaşadığı deneyim. Ancak caminin bahçesında ezan sesiyle ilgisizce geçip giden insanların varlığı, tarihteki bu mekanların aynı etkiyi herkese yapıp yapmadığı sorusunu açık bırakıyor.

Süleymaniye Camii... Muhteşem mabed... İstanbul'un yedi tepesinden biri üzerinde inşa edilen büyük selatin camilerinden biri...

Kanunî Sultan Süleyman'ın, Mimar Sinan'a yaptırdığı en güzel tarihî ve dinî eserlerden bir şaheser... Geçenlerde yolumuz Süleymaniye semtine düştü. İkindi namazına az bir zaman kalmıştı. Namazı Süleymaniye camiinde eda edelim, dedik. Camiin müthiş bir cazibesi vardı. Yakınına gelip de ona ilgi duymayanlar, ancak maneviyattan nasibi olmayanlardır.

Dış bahçe kapısından içeri girdik. Asil bir duruşu yansıtan binası, oraya gelen ziyaretçilere sessiz bir dille İslâm'ı anlatıyordu. Bahçesi renkarenk çiçek ve bitkilerle donatılmış, yeşil çimenlerle kaplı. Göğe yükselen asırlık çınar ağaçları, mabedin görüntüsüne ayrı bir güzellik katıyordu. Bahçede oturup mabedi temaşa ederken, Sultan Süleyman'ı ve Mimar Sinan'ı yâd etmek farklı bir duygu.

Cami külliyesini anlatan katalogda geçtiğine göre Kanunî Sultan Süleyman, bir gün Mimar Sinan'ı yanına çağırıp, onunla birlikte şimdiki Süleymaniye Camiinin bulunduğu mekâna gelmişler. Padişah, Mimar Sinan'a İstanbul'a hâkim olan bu tepede bir cami yaptırmak istediğini ifade eder. Projenin ayrıntılarını kendisine anlatmak ister. Mimar Sinan, "Hünkârım! İsterseniz caminin teferruatını ben size ifade edeyim; Minareleri dört adet olup yerleri şuralarda, ana kubbe şurada, mihrap şurada olacak, diğer kısımlar şöyle olacak" diyerek projeyi tam da padişahın istediği biçimde tarif eder. Padişah, "Sinan! Benim böyle bir cami yaptırmak istediğimi nasıl anladın" diye sorar. Sinan, "Hünkârım! Dün gece rüyanızda, Hz. Peygamber (asm) size caminin şeklini ve ayrıntılarını tarif ederken ben arkanızdaydım efendim" diye cevap verir. Sultan Süleyman, "Sinan, demek bu güzel rüya sana da malum oldu öyle mi" diyerek Sinan'a olan hayranlığı ve sevgisi daha da artar.

Bahçede oturup mabedi hayran hayran temaşa ederken, ezan-ı Muhammedî gür ve latif namelerle zarif minarelerden göğe doğru yankılanmaya başladı. Cenab-ı Hakk'ın varlık ve birliğini, Hz. Muhammedin (asm) Allah'ın Resulü olduğunu, sesin ulaştığı insanlara ilan ediyordu. Bahçede bir kısım kişiler, namaz için abdest almaya koşarken, diğer bir kısmı, caminin kapısından içeri girmeye çalışıyordu. Diğer bir kısmı da, sanki hiç bir şey duymamışlar gibi, ilgisizce yoldan geçip gidiyorlardı.