Nur Talebelerinin ittihadı ve dinî gruplar

Nur Talebelerinin, Üstadın 1960'ta vefatından 1980'e kadarki süre içinde Risale-i Nur'un imanî, içtimaî ve siyasî ölçüleri ekseninde ittihat ederek birlikte iman ve Kur'ân hizmeti yapmaları, diğer dinî gruplara numune-i imtisal olmuştu.

Onların o dönemde siyaseten Ahrar Demokratları desteklemeleri, diğer dinî gruplara örnek teşkil etti.

Süleyman Demirel'in başında bulunduğu demokrat iktidarın o dönemde açtığı hürriyet zemininde, siyasetin müdahalesi olmadan çok güzel ve verimli yapılan din hizmetleri, iyi bir netice verdi ve helâl-haram hassasiyeti taşıyan, inancı sağlam, şahsî ve sosyal hayatında müstakim bir dindar kitlesi meydana geldi.

Kemalist derin odaklar, 1970'lerin başında demokratları zayıflatıp iktidardan düşürmek ve o dönemde dine muarız olan Halk Partisine iktidar yolunu açmak için dindar kimlikli siyasîlerin, Millî Nizam Partisini, o kapatılınca Millî Selâmet Partisini kurmalarının yolunu açtılar. Darbecilerin planı kısmen tuttu. Bu partiler, seçimlerde bir miktar oy alarak demokratların tek başlarına iktidara gelmelerine engel oldular.

Ancak bu partiler, Nur Talebelerinin 1973 ve 1977 seçimlerinde Anadolu'yu karış karış dolaşarak halkı ve dindar camiayı demokratlara destek vermede ikna etmeleri ve onların buna muvafakat etmeleri sebebiyle ciddî bir varlık gösteremediler. Demokratlar, bu destekle koalisyonlarla da olsa 12 Eylül 1980'e kadar iktidarda kalarak, ülkeye maddî manevî yönden hizmet etmeye devam ettiler.

12 Eylül 1980 İhtilâli akabinde Nur Talebeleri arasında bir kırılma yaşandı. Kemalist darbeciler, dinî değerleri hedef alan 1960 ve 1971 darbecilerin aksine, toplum nezdinde itibar kazanmak için başta Nur Talebeleri olmak üzere dinî grupları, devletin makam ve imkân tuzaklarına düşürdüler. Bu yolla onları Kemalizm ile barıştırma yoluna girdiler.

Nur dairesinde muteber kabul edilen bazı şahsiyetler, "Kader bizi Kemalistlerle iş birliği yapmaya sevk etti" diyerek önemli bir Nur Talebesi kitlesini peşlerine takarak Yeni Asya'dan ayrıldılar ve her biri kendi ismi ile müsemma farklı bir grupla yola devam etmeyi tercih etti.

Sonunda onların ittihattan gelen güçleri azaldı ve ona paralel olarak iman ve Kur'ân hizmeti zayıfladı. Nur dairesinden önemli bir kitlenin ihtilâlcilere ve Anayasalarına destek verdiğini gören diğer dinî gruplar da, demokratları bırakıp ihtilâlcileri ve onların izin ve kontrolleriyle siyaset yapan siyasîleri ve partilerini desteklemeye başladılar.

Doğru siyasî istikameti şaşıran dindar camia, 1990'ların başında dindar kimlikli siyasî akımının kurduğu Refah Partisi'ne yöneldi. Bu parti 1996'da hükümeti kurdu. Ancak yaptığı yanlış icraatler ile ülkeyi 28 Şubat duvarına çarptı. Darbecilerin marifetiyle Kur'ân Kurslarının, İHL'lerin ve İlahiyat Fakültelerinin yolunu kapatarak 30-40 yıldan beri yapılan dinî hizmetlere büyük bir darbe vurdu.