Kemalist sistem ve darbeler

Cumhurbaşkanının katıldığı Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde Harp Okulu öğrencilerinin önemli bir kısmının koro hâlinde "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı atmaları, darbe tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. Kamuoyunda "darbe olur mu, olmaz mı" tartışmaları yapılmaya başlandı.

Şu bir gerçek ki, işin başında dindar kimlikli siyasîler olsa da, Türkiye'de devlete hâkim olan Kemalist sistem, antidemokrat, insan hak ve hürriyetlerine inanmayan, kendisi gibi düşünmeyeni hain kabul eden fertler üretmeye devam ediyor. Ne yazık ki darbe heveslileri bu durumdan beslenir.

Yakın geçmişte yaşadığımız 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbe ve muhtıraları, 28 Şubat 1997 Postmodern darbesi ve bir yönü farklı da olsa en son yaşanan 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması gibi hareketlerin istisnasız hepsi, faillerin kendi ifadeleriyle Kemalizm'i yeniden kafalara çakmak için yapıldığı ifade edildi.

Sivil ve askerî Kemalistler, M. Kemal'in kendilerine bu vatanı koruma ve kollama vazifesini verdiğine inanırlar. (İç Hizmet Kanunu, 35. Madde) Onlar halkı cahil, güdülecek bir sürü olarak görürler. Bu sebeple "Halka rağmen halk için" anlayışına sahipler. Demokrasiden ölümden korktukları gibi korkarlar.

Çünkü demokrasi gelirse halkın kendilerine itibar etmeyeceğini, Kemalizm'in biteceğini bilirler. Onun için ideolojileri zayıfladıkça ve şartlar olgunlaştıkça darbe yapmaya kalkışırlar.

Darbe üreten bu sistem devam ettikçe, darbecilerin tutuklanması, hatta idam edilmesi darbeleri tek başına önlemek için yeterli değildir. Sivrisinekleri tek tek veya topluca itlâf etmek bir noktaya kadar işe yarar. Bataklık kurutulmaz ise, sinekler uygun şartlarda tekrar ortaya çıkar. Onun için yönetim sistemini Demokratikleştirmekten başka çare yoktur.

SİSTEM NASIL DEMOKRATİKLEŞECEK

Avrupa Birliği ile dayanışmaya girerek önce Anayasa, kanun ve mevzuatın demokratikleş-tirilmesi gerekir. Demokrasiye uymayan uygulamalara referans teşkil eden hususların onlardan ayıklanması gerekir.