Vaktiyle, Hoca Nasreddin oruç tutarken, günleri şaşırmamak için Ramazan'ın her günü çömleğe bir taş atar. Hocanın hanımı bir gün çömleği devirir ve taşlar dağılır.
Hocanın gazabından korkan hanımı, yerden bir avuç çakıl alır ve çömleğin içine doldurur. Ramazan'ın son günleridir. Hocanın evine iftara gelen davetlilerden biri sorar: "Hocam, bugün ayın kaçı"
Hoca çömleği döker ve saymaya başlar. ömlekten 117 taş çıkar. Hesap hocanın aklına yatmaz, fakat misafiri de bekletmek olmaz.
Hoca biraz iskonto ile cevap verir: "Bugün ayın 47'sidir" der. Misafirler gülüşür: "Hocam, ayın kırk yedisi olur mu hiç" Hoca cevap verir: "Ben yine insaflı söyledim. ömleğin hesabına bakılırsa ayın 117'sidir..."
İddia o ki yapay zekâ şirketleri, Avrupa'daki bazı sahaflardan; internet üzerinden milyonlarca kitap sipariş etmiş. Sipariş edilen kitaplar tarandıktan sonra, fizikî nüshaları imha edilmiş. Sahaflara göre bu bir kitap ticareti değil, kültürel bir tasfiye.
Bir an için; kitap, dergi ve gazetelerin fizikî nüshalarının imha edildiğini, internetteki dizi, film ve belgesellerin orijinal kayıtlarının silindiğini ve yerlerine yapay zekâ ürünü kopyalarının yüklendiğini, dijital kopyaların tek kaynak haline geldiğini hayal edelim. Böylesi bir senaryoda, dünya nasıl bir yer olurdu
* Toplum geçmişi hatırlamazdı, "hayır geçmiş böyle değildi" diyenler bunu ispat edemezlerdi. ünkü kayıtlar aksini söylerdi.
* Savaşlar, seçimler, bilimsel ve coğrafî keşifler, tarihî kişiliklerin yaşamları; revize edilir, tarih yeniden yazılabilirdi.
* Kanunlar, mahkeme kararları, resmî evraklar kolayca değiştirilir, hukukî güvenlik ortadan kalkardı.
* Kültürel miras silinir, dil dönüşür, toplum hafızası yeniden şekillendirilirdi.
* Yapay zekâ devletleri, hafızayı kontrol ederdi. Muhalefet, iddialarına kanıt bulamazdı. Sansüre gerek kalmazdı, sakıncalı içerikler yasaklanmak yerine sessizce değiştirilirdi.
* Hakikat arkeologları; eldeki birkaç basılı nüsha, kasetler, film makaraları ve kişisel arşivler ile tarihi yeniden inşa etmeye çalışırdı.
Okurken, "yok canım, o kadar da değil" dediğinizi duyar gibiyim. İşte size teorinin bir cilvesi:
İsrailli fakat İsrail karşıtı olan aktivistler; Yuval Abraham ve Rachel Szor, İsrail'in Gazze'deki katliamını konu alan "NAZA" isimli bir belgesele imza attılar.

16