ocukluğumuzun en güzel cümlesiydi: 'Top yuvarlaktır' sözü.
O yüzden hiçbir maç başlamadan bitmezdi.
O yüzden zenginle fakir aynı santrada buluşurdu.
O yüzden formanın fiyatı değil, alın terinin ağırlığı konuşurdu.
Futbolun büyüsü biraz da buydu.
Şimdi dönüp Dünya Kupası'na bakıyorum...
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Yuvarlak olan gerçekten sadece top mu
ünkü Dünya Kupası'nda yaşananlar, topun değil; kuralların da yerine göre döndüğü hissini uyandırıyor.
SINIR KAPISINDA KALAN ADALET2026 Dünya Kupası daha başlamadan futbolun değil, vizelerin konuşulduğu bir turnuvaya dönüştü.
İran'ın turnuvaya katılımı günlerce tartışıldı.
FIFA ise dünyanın en büyük futbol organizasyonunun patronu olmasına rağmen, bu tartışmalar karşısında son derece temkinli ve sessiz bir tutum sergiledi.
Sessizlik bazen tarafsızlık değil, bir onaydır.
FIFA GÜCE TESLİM OLDUBu sessizliğin en ağır bedelini ise Somali Futbol Federasyonu'nun gururu Omar Artan ödedi.
2025 yılında Afrika'da yılın hakemi seçilen Artan, Dünya Kupası finallerinde düdük çalacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanıyordu.
Forması hazırdı.
Düdüğü hazırdı.
Hayali hazırdı.
Ama vizesi hazır değildi.
Dünya Kupası tarihine geçecekti.
Turnuvaya bile giremedi.
FIFA sustu.
UEFA sahip çıktı.
UEFA, 12 Ağustos'ta oynanacak Süper Kupa Finali'ni ona emanet etti.
Güzel bir jest, ama yeterli değil...
Omar Artan, 2030 Dünya Kupası finalini yönetirse belki o vakit soğur içimiz.
Adalet, özür dilemekle değil; hakkı teslim etmekle sağlanır.
KIRMIZI KARTA BİLE GÖLGE DÜŞERSESonra sıra sahaya geldi.
ABD forması giyen Folarin Balogun'un Bosna Hersek karşısında gördüğü kırmızı kart, turnuvanın en çok konuşulan disiplin kararlarından biri oldu.
Pozisyonu izleyenlerin büyük bölümü müdahalenin kırmızı kart gerektirdiği görüşündeydi.
Asıl tartışma ise bundan sonra başladı.
Cezanın uygulanma biçimi, futbol kamuoyunda eşitlik ve tutarlılık tartışmalarını beraberinde getirdi.
Futbolun en büyük gücü, kuralların herkese aynı mesafede durmasıdır.
Eğer bu inanç zedelenirse, tartışılan artık bir futbolcunun gördüğü kart değil; oyunun kendisi olur.
1962'de yarı finalde kırmızı kart gören Garrincha'nın final oynayabilmesi bugün hâlâ anlatılır.
Ama o dönemin kuralları farklıydı.
Bugün tartışılan, geçmişte yaşanan bir istisna değil; kuralların günümüzde nasıl uygulandığıdır.
TRUMP NEREDE, INFANTINO ORADAGelelim FIFA Başkanı Gianni Infantino'ya...
2016'dan bu yana dünya futbolunun en güçlü koltuğunda oturuyor.
Yedi dil biliyor.
Üç vatandaşlığı var.
Dünyanın her köşesinde futbolu temsil ediyor.
Ancak son yıllarda bir başka görüntü daha hafızalara kazındı.
Donald Trump nerede...
Infantino da orada.
Davos...
Barış Zirvesi...
Oval Ofis...
Trump Tower...
Yemin töreni...
Trump'la arka arkaya verilen fotoğraflar, ister istemez şu soruyu sorduruyor:
Dünya futbolunun patronu gerçekten FIFA mı
Yoksa futbol da artık büyük güç mücadelelerinin bir uzantısı mı
Bu sorunun cevabını herkes farklı verebilir.
Ama böyle soruların çoğalması bile FIFA açısından başlı başına bir itibar sorunudur.
Böyle bir tabloda Trump'ın kırmızı kart için Infantino'yu araması da kimseyi şaşırtmıyor.
Infantino, Trump'a Nobel Barış Ödülü verilmesini isteyen bir isim...
FIFA Başkanı, Trump'ın 'ne söylediysem yaptı' dediği başkanlardan sadece birisi.
Bu arada FIFA, Belçika'nın ABD'li futbolcu Folarin Balogun'un cezasının ertelenmesi kararına yaptığı itirazı reddetti.
Gerekçe tam anlamıyla skeç konusu: Belçika Futbol Federasyonu yargılama sürecine taraf değil ve bu nedenle karara itiraz etme hakkı bulunmamaktadır.
İşte tam da bu yüzden tartışma kırmızı karttan çıkıp futbolun yönetimine uzanıyor.
Hal böyle olunca insan ister istemez şu soruyu düşünüyor:
Sahadaki son söz gerçekten kimin

30