Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir,
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ'at.
Fuzûlî
Bugün 21 Aralık.
Yılın en uzun gecesinin yani Şeb-i yeldâ'nın yaşandığı gün.
Gerçi memleket uzun süredir karanlık günlerden geçiyor.
'Güne acaba bugün hangi haberle uyanacağız' sorusunu sormadan edemiyoruz.
Şike, bahis, uyuşturucu, fuhuş, kara para...
Yok yok.
At izi it izine karıştı sözü, cuk diye oturuyor bu aralar.
Hakemler gözaltına alınıyor, şoku atlatamadan aralarında milli futbolcuların bulunduğu isimlerin tutuklandığını öğreniyoruz.
Ardından, uyuşturucu iddialarıyla ünlüler, 'son dakika' bantlarıyla karşımıza çıkıyor.
Kara para aklama gerekçesiyle el konulan şirketlere her geçen gün yenileri ekleniyor.
Bu hızla giderse, şaşırma yetimizi tamamen kaybedeceğiz.
Haftalardır yaz(a)mıyorum.
Gündem baş döndürücü hızla değişiyor çünkü.
Son yazım, 'Derbi Yarın Algı oktan Başladı' başlıklı bir yazıydı.
Derbiden ziyade Türk futbolunun algıyla nasıl manipüle edildiğine dikkat çekmek istemiştim.
Algının başka maharetleri de var elbette.
PUDRA ŞEKERİ LİTERATÜRE GİRDİ
Vicdanları asıl kanatan şey, hukukun üstünlüğü düsturunun yara almasıdır.
Bunun temel nedeni ise çifte standarttır.
Örneğin kamuoyunda 'pudra şekeri' olarak bilinen dava.
2021 yılında lüks araçta bir kişinin kokain kullandığı iddia edilen görüntüler sosyal medyaya düştü.
Görüntülerdeki kişinin, AKP Genel Merkez çalışanı Kürşat Ayvatoğlu ortaya çıktı.
Savunması dikkat çekiciydi: Pudra şekeri.
Sonuç
Beraat.
Algının maharetini gösteren iki soruyla baş başa bırakayım sizi
1 - Muhalefetten bir ismin adı benzer bir davada geçse, sonuç yine beraat olur muydu diye merak ediyor insan
2 - Merak ettiğim bir şey de şu: Pudra şekeri burundan çekilerek mi tüketilir
UNUTTURULAN SKANDAL
Daha eskilere gidelim.
İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti ve 3 adamı, gece yarısı kararıyla serbest bırakıldı.
Bu kararı veren 5. Sulh Ceza Hakimi Cevdet Özcan, daha sonra meslekten ihraç edildi!
Hakime baskı yaptığı iddia edilen dönemin Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu üyesi Burhan Kuzu, savcılık ifadesinde hakimi aradığını kabul etti.
Meğer görüş bildirmek için aramış hakimi.
Kuzunun, adam öldürme, cinayete azmettirme ve FETÖ üyeliği suçlamalarıyla tutuklanan biriyle verdiği samimi pozlar, hâlâ hafızalarda.
Kuzu, yaşıyor olsa uyuşturucu kullandığı iddia edilen ünlüler için de görüş bildirir miydi sizce
3 TEMMUZ TİYATROSU
Hatırlayın.
Henüz ortada iddianame yoktu.
Deliller mahkemece tartışılmamıştı.
Savunma hakkı kullanılmamıştı.
Ama manşetler hüküm cümleleriyle doluydu.
Sızdırılan tape ve fezlekeler doğrulanmadan yayınlandı.
Soruşturma dili, yargı dili değil infaz diline dönüştü.
Medyanın büyük bölümü;
Masumiyet karinesini göz ardı etti.
Tutuklamayı 'suçun kanıtı' gibi sundu.
Fenerbahçe'yi kurumsal olarak hedefe koydu.
Aziz Yıldırım'ı savunma hakkı tanımadan mahkum etti.
Sorun, bir soruşturmanın haberleştirilmesi değildi.
Sorun soruşturmanın medya eliyle cezaya dönüştürülmesiydi.
Türk medyası 3 Temmuz sürecinde sınıfta kaldı.
BAŞKANLAR DEĞİŞİR, KONU DEĞİŞİR, ALGI DEĞİŞMEZ
Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, ifadeye çağrıldı.
Saran hakkında daha ilk saatlerden itibaren bazı yayın organlarında, 'Uyuşturucu' kelimesi başlıkta büyük puntolarla kullanıldı.
'Şüphe' ile 'suç' arasındaki çizgi özellikle silikleştirildi.
Henüz savunma yokken algı üretildi.
Söz konusu Fenerbahçe olunca tanıdık bir medya refleksi değil mi
Bu refleksin adı gazetecilik değildir; ön yargı üretimidir.
TARAFTAR SARAN'A SAHİP IKTI
Dün, 3 Temmuz sürecinde Aziz Yıldırım'a sahip çıkan Fenerbahçe taraftarı, bugün aynı tavrı Sadettin Saran için de ortaya koydu.

1