Seçimi kim kazanacak

Fenerbahçe'nin tarihinde seçimler hep önemliydi.

Ancak camianın uzun yıllardır bu kadar kritik bir kavşağa geldiğini hatırlamıyorum.

9 ay gibi kısa bir sürede üçüncü kez başkan değişiminin konuşuluyor olması bile içinde bulunulan tabloyu anlatmaya yetiyor.

Üstelik seçilecek başkanın ve yönetiminin görev süresi sadece bir yıl olacak.

Futbol takımı önümüzdeki sezon şampiyon olamazsa, seçilecek yönetimin bir sonraki yarışta tekrar kazanması mümkün değil.

Böylesine zor bir tabloda adaylık sorumluluğu üstlenmek ise takdiri hak ediyor.

Peki kim kazanacak seçimi

Hakkını teslim etmek lazım, bu seçime en hazırlıklı isim Barış Göktürk ve ekibiydi.

Projeleri ve çıkışlarıyla kısa sürede dikkatleri üzerine çekti.

Göktürk'ün, Aziz Yıldırım'ın yanında yer alması, ister istemez dengeleri değiştirdi.

Hakan Safi, peş peşe transfer haberleriyle atağa geçse de Aziz Yıldırım bir adım önde gözüküyor.

Yıldırım ve ekibinin Faruk Ilgaz Tesisleri'nde 3 Haziran'da gerçekleştirdiği organizasyon, tam anlamıyla bir gövde gösterisine dönüştü.

Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı toplantıda 4 binin üzerinde kongre üyesi yer aldı.

Hafta içi, üstelik İstanbul trafiği göz önüne alındığında oldukça yüksek bir katılım.

Yıldırım, aday olduğunu açıkladığı günden bu yana hep yapıcı konuştu.

Sürekli birlik vurgusu yaptı.

Rakibinin aksine suçlayıcı bir dil kullanmadı.

Özetle alışık olmadığımız bir profil çizdi Sayın Yıldırım.

Bu durum, kararsızları ve kendisine çeşitli nedenlerden dolayı mesafeli olan birçok kongre üyesinin fikrini değiştirdi diye düşünüyorum.

Bu seçimi, kararsız üyeleri kendi tarafına çekebilen aday kazanacak.

Kararsızlar, tercihini finalde sağduyudan yana kullanmalarıyla bilinir.

FENERBAHE'NİN İHTİYACI: SAĞDUYU

Fenerbahçe'nin bu dönemde en çok ihtiyaç duyduğu şey, tek yürek olabilmek.

Bu da ancak sağduyulu akılla mümkün.

Fenerbahçe'nin kurtuluşu, bir kişinin etrafında toplanmaktan değil; Fenerbahçe'nin etrafında birleşmekten geçiyor.

Son seçimden ders çıkarılmıştır diye düşünüyorum.

Pazar günü sandıktan sağduyu galip çıkacak.

Bugün itibarıyla ibre, Aziz Yıldırım ve ekibinden yana görünüyor.

Ancak pazar günü sandık başına gidecek kongre üyeleri yalnızca başkan seçmeyecek.

Fenerbahçe'nin geleceği kadar, kulüp içindeki adalet anlayışını ilgilendiren kritik kararlara da imza atacak.

İHRA KARARI VERİLİRKEN OK DİKKAT ETMEK GEREKİYOR

Kongrelerin en can sıkıcı tarafı, disiplin hükümlerinde tanımlanan ağır ihlaller nedeniyle ihraç edilmesi istenen üyelerin durumlarının oylanmasıdır.

Kongre üyeleri konuya çok hakim olamadıkları için, ihracı istenen kişiler hakkında sağlıklı karar veremiyor.

Fenerbahçe genel kurul geleneğinde;

- Yönetimi, başkan adaylarını, transfer politikasını eleştirmek,

- Mali tabloyu sorgulamak,

- Divan'da veya Genel Kurul'da sert konuşmak, tek başına ihraç sebebi olarak kabul edilmiyor.

ünkü kongre üyeliğinin özü zaten denetleme ve eleştirme hakkıdır.

Ancak eleştiri; hakarete, iftiraya, kişilik haklarına saldırıya, kulübü bilinçli şekilde küçük düşürmeye dönüşürse disiplin soruşturması gündeme gelebiliyor.

SAVUNMA HAKKI OLMADAN ADALET OLMAZ

Kulüp üyeliğinden çıkarılan, Samet Demir, Erdem Atay ve Kamil Mehmet Bilge'nin ihraç kararları, Tarkan İsmet Göncü'nün üyelik talebinin reddine dair karar, Genel Kurul'da oylanacak.

Hafta içinde tesadüfen gazeteci Erdem Atay'ın son seçimden önce tedbirli olarak disipline sevk edildiğini öğrendim.

Tedbirli olarak disipline sevk edilen bir üye kongrede oy kullanamıyor.

Kongre üyeliği askıya alındığı için aidatını yatıramıyor.

Aidatını yatıramadığı için, genel kurula katılamıyor ve dolayısıyla genel kurulda kendini savunma hakkından yoksun.

Bu garabet bir durum ve asla kabul edilemez.

Savunma hakkı kutsaldır.

ünkü insanın kendini anlatamadığı yerde adalet değil, yalnızca hüküm vardır.

Erdem Atay hakkında verilen ihraç kararı ciddi soru işaretleri barındırıyor.