Gerçek adalet, Dünya Kupası arası vermez

Bazı kuponlar hiç oynanmamış olsa bile, insanın ömrü boyunca aklından çıkmıyor.

Eskiden Spor Loto vardı.

Spor Toto teşkilatının belirlediği, yanlış hatırlamıyorsam 23 maç üzerinden 8 beraberliği bulma şartı aranıyordu.

7 bilene de ciddi ikramiye veriliyordu.

1986 yılında haftalarca devretmiş, büyük ödül o yıllardaki parayla milyara yaklaşmıştı.

60 kilogramdan fazla altına tekabül ediyordu.

Varın siz hesap edin bugünkü karşılığını.

Büyük para.

İlkokuldayken, harçlığımdan bir kolonu geçmemek koşuluyla, Spor Loto oynardım.

Rahmetli babam sadece imzalardı kuponu.

Kuponu bayiye yatırır, altındaki karbon kağıdını hazine değerinde kıymetli evrak titizliğiyle saklardım.

Tutturursam hayallerim basitti.

Abimin İstanbul'dan hediye yolladığı ancak Kars'a taşındıktan bir ay sonra, meşin topum çalınmıştı.

Ne üzülmüştüm.

İlk hedef bugün bile en sevdiğim oyuncak olan, bir meşin top almaktı.

ivili krampon ve tuttuğum takımın formaları sıradaydı.

Finalde ise o zamanlar moda olan BMX bisiklet vardı.

'Bir gün acaba benim de olur mu' diye iç geçirdiğimi dün gibi hatırlıyorum.

'Bisikletimle akrobatik hareketlerin en iyisini kesin ben yapardım' diye hayal kurduğumu bir de...

O zamanlar galibiyete 2, beraberliğe 1 puan veriliyordu.

O yüzden Anadolu takımlarının İstanbul'dan beraberlikle dönmesi, çok daha kıymetliydi.

Bir tek Fenerbahçe'ye beraberlik oynamazdım.

Varsın hayallerim bir hafta daha sarksındı.

Cuma günü öğlene kadar, kuponu bayiye teslim etmek gerekiyordu.

Bayi evimize uzaktı ve nedense o perşembe günü yatıramamıştım kuponu.

Sıkı çalışmıştım oysa ki.

Ligin son haftalarıydı.

Takımların performansını, o hafta hangi takımın sahaya beraberlik için çıkacağını çok iyi biliyordum.

Mayıs ayıydı.

Mayıs ayı, ekim zamanıydı Kars gibi soğuk şehirler için.

Rahmetli babam da işyerinden izin almış, köye gidecekti.

arşamba gecesinden imzalattığım kuponu babama verdim.

Parasını da tabii.

Bayi, köy minibüslerinin kalktığı yerin dibindeydi.

Sıkıca tembihledim babamı.

'Aman baba yatırmayı sakın unutma!'

Hafta sonu maçlar oynanmış 23 maçın 7'si berabere bitmişti.

Haftalardır devrediyordu zaten.

1986'daki rekor ikramiyeye yaklaşmıştı ödül.

7 beraberliğe verilen ödül de büyüktü.

Kilolarca altına tekabül ediyordu rakam.

O yıllarda TRT vardı sadece, TRT2 yeni başlamıştı yayın hayatına.

Maçların sonuçlarını ancak pazar gece yarısına doğru öğrenebiliyorduk.

Kupona oynadığım maçları defterime de kaydetmiştim.

Skorlar açıklanmış, sonunda başarmıştım.

Tutturmuştum kuponu.

Devreden rakam büyük olduğu için TRT'nin sınırlı sayıdaki haberleri arasında önemli bir yerdeydi Spor Loto haberi.

Devreden milyonlar ve 7 beraberliğe verilen ödül, uzun uzadıya anlatılıyordu TRT ekranlarında.

Sadece birkaç kişi tutturabilmişti 7 beraberliği.

Dolayısıyla çok ciddi rakamdı dağıtılacak ödülün miktarı.

Onlardan biri de bendim.

Yerimde duramıyordum.

İlk babamla paylaşacaktım sevincimi.

Sevinci paylaşmak, kazancı paylaşmaktan daha kıymetliydi.

Aksi gibi babamın işleri uzamış, Salı günü dönmüştü eve.

Rahmetliyi görür görmez heyecanla 'Baba zengin olduk' diye atıldım karşısına.

Şaşkındı.

'Henceri', yani 'nasıl zengin olduk oğul' diye sorunca, Spor Loto'da 7 beraberliği tutturduğumu söyledim.

"Hani sana 'yatır' diye verdiğim kupon var ya o işte."

Babam refleksle elini ceketinin sağ cebine attı.

Sevinç belirtileri yoktu yüzünde.

'Futboldan zerre anlamıyor ya ondandır' diye düşündüm ilk başta.

Fırladım kaptım elindeki kağıdı.

Sonra... Sonrası can sıkıcıydı.

Yatırmayı unutmuş meğer.

O kadar hayal kurmuştum oysa ki.

Babam üzüldüğüme üzülmüştü, bunu görebiliyordum gözlerinden.

Mahcubiyeti de cabası.

Babam çoğunu Oktay ağabeyime aldırsa da hayallerim gerçek olmuştu.

Hem de okullar tatil olur olmaz.

Top, krampon, forma, bisiklet...

Kramponlar çivili değildi belki ama Trabzon kara lastiğiyle (cızlavet) kıyas kabul etmezdi.

Zımba gibi şut çekerken canım da yanmıyordu artık.

O gün bir daha şans oyunu oynamamaya karar verdim.

Yıllar sonra iki kez Sayısal Loto oynadım.

İkisini de, acil paraya ihtiyacı olan arkadaşlarıma yardımcı olabilmek umuduyla.

İkisinde de iki rakam bile tutmadı.

Bugün, babamın o günkü yaşındayım.