Büyük başkan ardında gölge bırakandır

Fenerbahçe'nin önünde bir yıl var. Aziz Yıldırım'ın da...

Bir yıl sonra yeniden sandık kurulacak.

Aziz Yıldırım ise dün bir kez daha söyledi: "Seneye şampiyon yaparak başkanlığı bırakacağım."

Fenerbahçe taraftarının beklentisi açık.

Şampiyonluk gelmezse başka hiçbir başarı kolay kolay teselli etmeyecek.

Ama dün genel kurulda görünen başka bir gerçek daha vardı: Aziz Yıldırım ve yönetimi, sanki dört yıllığına seçilmiş gibi Fenerbahçe'nin geleceğini kurmaya çalışıyor.

İşte meselenin asıl dikkat çekici tarafı burada.

Bir başkanın kendi döneminden sonrasını düşünmesi, makamın ve koltuğun ötesinde bir kulüp aklıdır.

Dünkü genel kurulda Samandıra'daki Hazine arazisinin satın alınması, Fenerbahçe Müzesi, Maltepe Futbol Akademisi, Metin Aşık Binası, stadın kapasitesinin artırılması ve 120. yıl piyangosu gibi birçok proje için yönetim kuruluna yetki verildi.

Bunların bazıları bugünden yarına sonuç verecek işler değil.

Bunlar bugünü kurtarmaktan çok, Fenerbahçe'nin yarınını kurmaya dönük adımlar.

Toprağa bırakılan tohumlar...

Meyvesi bugün değil, yarın alınacak.

Fenerbahçe'nin ihtiyacı da tam olarak bu.

Sadece transfer değil, kaynak.

Sadece yıldız değil, sistem.

Sadece bugünün kupası değil, yarının bütçesi.

Fenerbahçe camiası son yıllarda çok bekledi, çok umutlandı, bir o kadar da hayal kırıklığı yaşadı.

Ali Koç döneminde yapılan doğru işler kadar, eksik bırakılan alanlar ve yönetim tercihleri de tartışıldı.

Sadettin Saran döneminde ise dün Barış Göktürk'ün açıkladığı rakamlar üzerinden mali tablo yeniden gündeme geldi.

Göktürk, okuduğu raporun kendi yönetimlerinin hazırlattığı bir çalışma olmadığını özellikle vurguladı: "Bu, bizim raporumuz değil. Kendilerinin seçtiği bağımsız denetçinin raporudur."

Sizleri detaylara boğacak değilim.

Ortaya çıkan tablo bize bir şeyi yeniden hatırlatıyor:

Fenerbahçe'nin yalnızca para harcayan değil, para üreten bir kulüp olması gerekiyor.

Aziz Yıldırım'ın dün anlattığı projelerin kıymeti de burada.

Fenerbahçe'nin kendi ayakları üzerinde daha sağlam durmasını sağlayacak, gelir yaratacak ve geleceğini güvence altına alacak bir yapı kurulmaya çalışılıyor.

Aynı zamanda mimar olan Nihat Özbağı'nın stat projesi için yaptığı açıklama da bu anlayışın somut örneklerinden biriydi.

Özbağı, kapasitesi 48 binden 64 bine çıkarılacak stadın yaklaşık 50 milyon avroluk maliyetini Fenerbahçe'ye hiçbir yük getirmeden kendisinin karşılayacağını söyledi.

Bu sözler uzun süre alkışlandı.

Daha önemlisi, bu yatırımın Fenerbahçe'ye yıllık yaklaşık 25 milyon avro ek gelir sağlaması bekleniyor.

Yani burada sadece tribün büyütülmüyor; Fenerbahçe'nin geleceğine yeni bir gelir kapısı açılıyor.

Yıldırım'ın 25 yıllık dönemde kulübün devlete ödediğini söylediği 800 milyon doların üzerindeki vergi rakamı da dün dikkat çeken başlıklardan biriydi.

Aziz Başkan'ın, bu rakamın diğer kulüpler açısından da şeffaf biçimde ortaya konulması gerektiğini hatırlatması, tartışmayı kişisel polemiklerden çıkarıp kurumsal bir zemine taşıma çabasıydı.

Ve belki dünün en güzel tarafı şuydu:

Kürsüde sert sözler söylendi ama sandıkta eski hesapların peşine düşülmedi.

Aziz Yıldırım, Sadettin Saran yönetimi için birlik ve beraberliği gerekçe göstererek ibra yönünde oy kullanacağını açıkladı.