Dünya Kupası yalnızca bir futbol turnuvası değildir.
Bazen bir ülkenin kendisini dünyaya anlatabileceği en büyük sahnedir.
Dünya Kupası savaşları bitirmez.
Sınırları ortadan kaldırmaz.
Siyasetin çözemediği sorunlara doksan dakikada çare olamaz.
Ama insanlara, bütün farklılıklarına rağmen aynı zeminde buluşabileceklerini hatırlatır.
FIFA'nın kuruluşunda da bu düşüncenin izleri vardır.
Dünya Kupası'nın fikir babalarından Jules Rimet'in hayalinde futbol, savaşlarla bölünmüş dünyada ülkeleri yeniden birbirine yaklaştırabilecek bir güçtü.
Bu nedenle Dünya Kupası'nın ev sahipliği yalnızca stat, otel ve ulaşım meselesi değildir.
Bir ülkenin dünyaya ne söylemek istediğiyle de ilgilidir.
Ve önümüzde böyle bir tarih var: 2038.
Bu, sıradan bir tarih değildir.
Atatürk'ün vefatının 100. yılıdır.
Mustafa Kemal Atatürk, hayatının büyük bölümünü savaş meydanlarında geçirmiş bir komutandı.
Fakat bize bıraktığı en büyük miraslardan biri barıştı: Yurtta sulh, cihanda sulh.
Kurtuluş Savaşı'nda karşı karşıya geldiği Yunanistan'ın eski Başbakanı Eleftherios Venizelos'un 1934'te Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesi, tarihin dikkat çekici sayfalarından biridir.
Savaş meydanlarının iki tarafı, yıllar sonra barışın aynı cümlesinde buluşmuştu.
Futbol da biraz bunu yapar.
Rakibin düşmanın değildir.
Onu yenmek istersin.
Ama maç bittiğinde elini sıkarsın.
PEKİ 2038
2030 Dünya Kupası, yüzüncü yıl nedeniyle üç kıtaya yayılan tarihi bir organizasyon olacak.
2034'te ise turnuva Suudi Arabistan'da düzenlenecek.
Peki ya 2038
Henüz belli değil.
İşte Türkiye tam da bu nedenle bugünden konuşmalı.
ünkü böyle bir Dünya Kupası birkaç yıl kala akla gelecek bir fikir değildir.
Bugünden hazırlanılır.
TARİHİMİZ DE COĞRAFYAMIZ DA BİZİ İŞARET EDİYORTürkiye'nin yalnızca organizasyon kapasitesi değil, dünyaya anlatacak bir tarihi de var.
Burası yalnızca iki kıtayı birbirine bağlayan bir ülke değil; medeniyetlerin buluştuğu, farklı inançların ve kültürlerin iz bıraktığı, imparatorlukların yükselip tarihe karıştığı kadim şehirler diyarı.
Binlerce yıllık tarihin farklı dönemleri bu topraklarda birbirinin izini taşıyor.
Farklı diller, farklı kültürler, farklı inançlar ve farklı medeniyetler...
Hepsi bu coğrafyanın hafızasında bir yer bulmuş.
Belki de bu yüzden Türkiye'nin coğrafyası, Dünya Kupası'nın anlatmak istediği tek kelimeyi söylüyor:
Buluşmak.
Asya ile Avrupa'nın kesiştiği bu topraklar, yüzyıllardır farklı dünyaların birbirine açılan kapısı.
Üstelik Türkiye'nin büyük uluslararası futbol organizasyonlarını gerçekleştirme tecrübesi de var.

28