Yazar, Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı'nın son dört sezonda üç EuroLeague şampiyonluğunu, yalnızca bir spor başarısı değil, kurumsal vizyon ve çok branşlı yatırım stratejisinin göstergesi olarak sunar. 2013'ten bu yana yaşanan final hezimetlerinin ardından, dün gece Galatasaray'a karşı kazanılan zafer, kırılmış bir ruhu onaran bir teselli olmuştur. Ancak yazarın futboldaki 12 yıllık şampiyonluk hasreti ile basket başarısını eşitleme çabası, her spor branşının farklı dinamikleri ve hedefleri olduğunu göz ardı etmiyor mu?
Türk kadın basketbolunun zirvesinde artık tartışmasız bir gerçek var: Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı.
2023 yılında, Cumhuriyet'in 100. yılına yakışır bir gecede, bir final sahnesi kuruldu.
Rakip BK Mersin Yenişehir Belediyespor...
Skor: 99-60.
O gece Fenerbahçe, sadece bir kupayı değil, yılların yükünü kaldırmıştı omuzlarından.
Ardından 2024...
Bu kez sahnede Villeneuve d'Ascq LM vardı.
Skor tabelası yine acımasızdı: 106-73.
Kadınlar EuroLeague'de 100 sayı barajının aşıldığı ilk final olarak tarihe geçti.
Ama asıl fark, o gün sahaya yansıyan karakterdi.
Artık bu takım sadece kazanmıyor, hükmediyordu.
ZİRVEYE GİDEN YOLVe dün gece...
Bir final daha, ama bu kez bambaşka bir anlamla.
Rakip Galatasaray.
Skor: 68-55.
Dün gece, 12 yıl önce kaybedilen finalin, içte büyütülen bir sızının, sabırla taşınan bir yaranın kapanışıydı.
KÜLLERİNDEN DOĞDUBu hikâye kolay yazılmadı.
2013... İlk final, rakip: Yekaterinburg. İlk hayal kırıklığı.
2014... Aynı sahne, bu kez rakip Galatasaray. Itri'nin bir türlü tamam olmayan bestesi gibi, bir kez daha eksik kalan bir cümle.
2017... Dinamo Kursk karşısında bir başka kırılma.
2022... İstanbul'da, kendi evinde, Sopron Basket karşısında yutulan bir düğüm...
Her final bir yara bıraktı.
Ama hiçbir yara bu takımı durdurmadı.
Şeytanın bacağı kırıldı.
Son 4 sezonda 3 EuroLeague şampiyonluğu.
Bu, sadece bir başarı değil; bir hakimiyet ilanıdır.
Başarının arkasında sadece oyuncular, teknik heyet yok.
Bir vizyon var.
Aziz Yıldırım döneminde atılan temeller, Ali Koç yönetiminde büyüdü, Sadettin Saran ve sponsorların katkısıyla güç kazandı.
Dün geceki zaferin bir başka anlamı daha var.
Finalde bir kez daha ülkenin iki güzide TEMSİLCİSİ kozlarını paylaştı.
Bu, sadece bir maç değil; Türk basketbolunun geldiği seviyenin ilanıdır.
Kazanan Fenerbahçe olsa da aslında kazanan, ülkemizin spor kültürüdür.

4