Okumak, okuduğunu düşünmek, tahlil etmek sonra da yazmak, yazdığının anlaşılması için kelimeleri pirinçteki taşı ayıklar gibi sözleri ayıklamak ve tanıdık tanımadık insanların üzerine kul hakkının geçmemesine dikkat ederdi.
Onun gayesi, Müslüman için hedeflerin en önünde ve en sonunda bulunan biricik husus, yalnız ve ancak Allah'ın rızasını kazanma faaliyetiydi ve hayatını böyle yaşadı.
•
Kafası karışıklar için "Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler" kitabında:
"İnsanın kafasında oluşmuş olan ölçüler muğlaksa, onun meseleye yaklaşış tarzı da muğlak kalır. Bu bakımdan insanın yaklaştığı meseleyi hangi açıdan hangi ölçüyle ele alacağını bilmesi birinci adımdır" der.
Batı ve Doğu'yu iyi tanıyan Rasim Özdenören, İslam dünyasının bugünkü halini de yine aynı kitapta şöyle kaydeder:
"Günümüz İslam dünyasının halen içinde yaşadığı statü, bu durumu dolaysız yoldan yansıtacak niteliktedir. Şöyle ki:
Müslümanların halen içinde yaşadıkları gerçekler, aslında onların yaşaması gereken gerçekler değildir. Müslümanlar halen dünyanın her yerinde kendilerine ait olmayan bir hayat tarzı içinde yaşamaktadırlar.
Fakat mevcut durum, bu kendine ait olmayan bir hayat tarzı içinde yaşama gerçeği, o kadar kanıksanmış ki, gelen her yeni nesil, hâlihazırdaki 'gerçekle' dünyaya gözlerini açtığından, bu gerçeği aynı zamanda Müslümanların içinde yaşaması gereken olağan ve doğru bir durum gibi algılayabilmektedir".
•
Müslümanca düşünme üzerine tespitlere devam edelim:
"İslam, hayatımızın belli bir anını anlamlandırmak veya hayatımızda bir çeşni bulunsun diye var değildir. Hatta boşlukta kalma hissinden kendimizi korumak için de Müslüman kılınmış değiliz.

24