Vefası ve cesaretiyle sevilen Hasan Karakaya

Vefası ve cesaretiyle sevilen Hasan Karakaya

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Vefa duygusu, kişinin imanının nişanesidir. Sadakat ise vefanın görünen halidir ve sadakat sahipleri; şerefli, haysiyetli namuslu kimselerdir.

Merhum Hasan ağabeyin vefatının üzerinden on yıl geçti. Nerede ne zaman okuyucularımızla karşılaşsam, ilk soruları ve sözleri on yıldır hiç değişmedi.

Selamlaşmanın ardından ilk sözleri Hasan ağabey hakkında olmaktadır.

"Rabbim bu kadar ömür nasip etmiş, amma o ömrünü de 'vatanımız, milletimiz, devletimiz, dinimiz' için geçirdi" denildikten sonra rahmet ve Fatihalarla anılmaktadır.

Vefasının ve sadakatinin önceliği elbet bağımsızlığımızın ve istiklalimizin temeli olan vazgeçilmez bu değerlerdir. Ömrünü bu uğurda harcadığına şahidiz. Ve nice şahitleri vardır.

Tabi tüm bu temellerimize düşman olanlar, haliyle ona da düşmandılar. Ona da şahidiz. Malumlar düşmanlıklarından asla vazgeçmediler ve ettiklerini bularak, kazdıkları kuyulara düşüp yüz kızartıcı suçlar işleyerek öldüler.

Dünyanın herhangi bir ülkesinde normal bir insan olan hiç kimsenin aklına, hayaline düşmeyecek sahtekârlıklarla, yalancı şahitlerle hem toplumu hem de hukuku aldattılar ama hukuk aldanmadı.

Yazdığı senelerden bugüne kadar şimdi bir Hasan ağabeyi rahmetle ananlara bakalım bir de onlara. Ölmüş ya da yaşayanlardan hangisinin Müslüman toplumumuz nezdinde zerre hak ve haysiyeti bulunmaktadır

Neyse Hasan ağabeye dönelim. Rahmetli Mustafa Karahasanoğlu ağabeyin:

-"Haydi Hasan, bu işin ustası sensin. Türkiye'ye ve İslam dünyasına husumet besleyeceklerle sen mücadele edecek, karanlıklarda yaşayan yarasalara sen ışık tutacaksın" dediği günden, 31 Aralık 2015 gününe kadar vicdanıyla, vefasıyla, amentüsüyle işini yaptı.

Yayın kurullarında yaptığımız sohbetlerde, hiç aksatmadan icra edilen Kur'an-ı Kerim'den meal okunmasından sonra masa üzerine yığılmış haberler ve yazılar süzgeçten geçerken her birine vicdan ve vefa gözüyle bakardı.