Tarihin imarı geleceğin imarıdır

Efendim; "Tarihi eser çeşitliliği bakımından en çok Osmanlı yapısına sahip şehrimiz hangisi" diye sorulsa, belki Edirne son sırada sayılabilir.

Aksine Edirne; mezarlıkları, şehitlikleri, tabyaları, camileri, tekkeleri, zaviyeleri, köprüleri, medreseleri ve külliyeleri ile zengin şehirlerimizdendir.

Bunların başında da Edirne Sarayı ve müştemilatı gelmektedir. Edirne Sarayı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Milli Saraylar İdaresi Başkanı Yasin Yıldız'ın gayretli ve daimi mesaili çalışmasıyla hızla imar ve ihyasını sürdürmektedir.

Lakin Edirne'deki büyük camiler hariç, diğer eserler, sanki terk edilmiş bir şehrin son kalıntıları gibi durmaktadır.

Hamamlar, çeşmeler, mahalle aralarındaki mezarlıklar, irili ufaklı camiler, mescidler, harab olmuş şehir manzarası vermektedir. Mesela Kırkpınar güreş sahasının altı şehitlikmiş.

Geçtiğimiz Cuma namazını, Edirne Yıldırım Mahallesindeki, Yıldırım Bayezid Camii'nde eda etmek nasip oldu.

Namazdan sonra caminin etrafında gezindik. Harap olmuş mezar taşları içinde kazlar, tavuklar cirit atıyordu. Perişan vaziyette sokak başı çeşmeler, köprüler v.s. v.s.

Yani buralar düşman elinde olsa, onlar bile sahip çıkarlar. Sadece o mahalle değil ki, şehrin hangi eski semtine uğrarsanız uğrayın, nice perişan eserler görürsünüz.

Haydi diyelim belediye CHP'nin elinde. Peki, bu eserlere sahip çıkacak, görecek, ilgilenecek devletimizin kurumları yok mu

Doğal olarak bu halleri görünce insanın aklından şu geçiyor.

"Tarihi Miras ve Kültür Bakanlığı" gibi bir bakanlık teşkil edilemez mi En azından bizim memleketimizde "kültür ve turizm anlayışı" birbiriyle uyuşmuyor çünkü.