Şimdi onlar nerede!
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Birlik Vakfının 40. Yıl programında Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın konuşmasını izlerken, zihnimden bu soru geçti. "Şimdi Onlar Nerede"..
Kim onlar İsmail Kahraman, R. Tayyip Erdoğan ve MTTB'nin son nesli bizim kuşak. Yani 1960 kuşağı.
Bu arada yanlış anlaşılmaya mahal vermek istemem. Günümüzde de Milli Türk Talebe Birliği faal durumda ve icradadır ama elbet o devirlerle kıyaslanmamalı.
Örneğin, Cumhurbaşkanımız Erdoğan başkanlığında, Türkiye'nin son 20 yılına vurulan mühürde, MTTB neslinin emeği çok büyüktür.
Cumhurbaşkanımıza sadakatten asla taviz vermeyenler, o devrin insanlarıdırlar. Bugün de öyle. Devlette hizmeti olmasa bile hâlâ Reis'in yılmaz savunucu ve takipçileri, o devrin kahramanlarıdırlar.
Dünkü yazının sonu, "dünyevileşmeden ve onlara benzemeden" diye bitmişti. İşte günümüzdeki en büyük tehlike budur. O hususa değinmek isterim.
•
Ne yazık ki, bürokraside ve yönetimde; değer yargılarımıza ve savunduğumuz ideallere düşman olanlarla pek hemhal içerisindeyiz.
Atalarımız böyle haller için taşı gediğine koyarak şöyle derler:
-"Geldiği yeri ve gideceği yeri unutanlardan, memlekete fayda gelmez".
Nereden gelip nereye gittiğimizi bilememenin garip sarhoşluğu içerisinde, kendi insanlarımızı öteleyip, yarın karşımıza dikilip, arkamızdan vuracaklara kucak açmaktayız.
Adım gibi biliyor ve eminim ki, Cumhurbaşkanımız da bu halden son derece mustariptir ve hatta mustarip.
Cumhurbaşkanımızın yükü öyle ağır ki, sadece Türkiye değil, bütün bir mazlumların yükü sırtında ve bir imdat olarak bakılmakta. Nasıl görülmüyor anlamıyorum.
Dolayısıyla, Reise yük olanlar değil, yük alacaklar lazım. Partide ve bürokraside bu hususlara çok dikkat edilmesi bir vicdan ve vefa borcudur.
Bu borcu üstlenebilecek ve ödeyebilecek insanlara ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır. Dünyevileşmenin tehlike çemberinden çıkmak ve aklıselim olmak zorundayız.
Başka Türkiye yok. Dışarıdan ve içeriden fırsat kollayan düşman, azılı bir şekilde avına saldırmaya hazır bekleyen sırtlanlar gibi. Eğer bu duruma bekçilik edemiyorsak, bari bekçilik edeceklere fırsatlar tanınmalıdır.

22