24 Temmuz 1923'te Türkiye Devleti fiilen elinde bulunduramadığı Adakale'yi, yalnızca alt komisyon tutanaklarında Romanya'ya bırakır.
1967'te başlayıp, 1972'de Avrupa'nın ikinci büyük hidroelektrik santralinin açılması ve barajdaki suların yükselmesiyle Adakale, asırlık hatıralarıyla sulara gark olur.
Baraj yapılma kararından sonra, 1968 yılında ada halkının göçü başlar. Türklerin bir kısmı Romanya Dobruca bölgesine göç ederken, büyük bir kısmı da Türkiye'ye göç eder.
*
Tarihi yapanlar yazmaz denilir, yapılan tarihi yaşayanlar yazsa gerek. Adakale pek çok yabancı seyyahın ilgisini çeker ve sulara gömülmeden önce özellikle Türklerin; örf, adet, gelenek ve inanç değerleri üzerine araştırmalar yapılarak, kültürel tarihi yazılır.
Kayıtlara göre Adakale; camisiyle, pazaryeriyle, küçük dükkân ve çarşılarıyla, kahvehaneleriyle tam bir Türk kasabasıdır.
Yine seyyahlara göre 1960'ların sonlarına kadar adada yaklaşık 1.000 Türkün yaşadığı belirtilmektedir.
Yani Adanın kültürel ve mimari yapıları, yüzölçümüne oranla çok daha büyük bir tarihi miras olarak suların altında yatmaktadır. Bir not daha:
II. Meşrutiyet'in ilanından (1908) sonra, Adakale halkı İstanbul'a temsilci göndererek Meclis-i Meb'usan'da temsil edilme hakkı kazanır ancak Birinci Dünya Savaşı sonrasında durum değişir.
Asırlardır Osmanlı'nın Avrupa'da varlığını sürdüren ada, Balkanlar'da kaybedilen son Türk toprağı olarak tarihe geçer.
*
Şimdi gelelim en önemli nota:

31