Sekülerleşme dünyevileşme

Esere takdim yazısı yazan Prof. Dr. Yaşar Düzenli meseleyi şöyle özetliyor:

"Birkaç yüzyıl önce Avrupa'da başlayarak dünyanın çok farklı coğrafyalarına yayılan ve aynı zamanda etki ve nüfuzu ile toplumları kuşatan modernleşme, Allah-insan ve insan ile dünya arasındaki ilişkilerde ciddi bir kırılma meydana getirmiştir.

Öyle ki, Allah ile insanın konumu değişirken, insan Allah'ın yerine ikame olmaya başlamıştır. Özellikle Allah ile insan arasındaki ilişkinin değişen mahiyeti, varoluş krizinin de odak noktasıdır.

Buna bağlı olarak insanın 'dünya' tanımı ve dünya ile ilişkisi de farklı istikamete doğru dönüşmeye başlamıştır. İşte bu kriz noktası, öncelikle önümüze sekülerleşme olarak tanımlanan problemi getirmektedir".

.....................

Kitaba ikinci takdim yazısını yazan Birlik Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Avukat Mehmet Alacacı da şunları kaydediyor:

"Dünyevileşme hemen hemen insanlık tarihiyle yaşıt, günümüzde hemen herkesi kuşatmış manevi bir hastalıktır.

Dünyevileşme adeta ruhlara uygulanan bir soykırımdır. İnsan fıtratının tersyüz edilmeye çalışılması, insan maneviyatının batıl olana boyun eğdirilmesinin adıdır.

Dünyevileşme; dünyaya aşırı meyletme, dünya-ahiret dengesini dünyanın lehine bozmaktır. Dünyevileşme; Allah'ı ve ahireti unutarak, büyük bir hırsla dünyaya sarılmak ve hiç yok olmayacakmış gibi dünya malına düşkün olmaktır.

Bir başka ifadeyle dünyevileşme; ebediliği-ölümsüzlüğü bu dünyada aramaktır. Dünyevileşme ve sekülerleşme, eşanlamlı da olarak kullanılmasına rağmen sekülerizm, Batı'da ve İslam dünyasında farklı şekillerde algılanmaktadır.

Batı'da sekülerleşme dini kurumlara ve din adamlarına karşı olmayı ifade etmektedir. İslam dünyasında ise sekülerleşme ile kastedilen, genellikle dini yaşantının zayıflaması ve dinden uzaklaşılması manasında kullanılmaktadır.