Sapla samanı karıştırmanın adı fitneciliktir

Düvenin altında çakmak taşı denilen keskin taşlar vardı, büyük bir sofra gibi ekin harmana serilir, günün hayvanı hangisi ise düvene koşularak harman sürülürdü.

Buğday taneleri ile sap birbirinden ayrılacak hale gelince düven biter, bu sefer harman toplanır, tınaz yapılır ve sapla samanın ayrılması için savurularak tane samandan ayrılırdı.

Bu hali dedem hayata benzetirdi:

"Hayat da böyledir işte oğul! Birbirine karışmış olan şeyleri savurarak birbirinden ayırmalı. Saman hayvanlara, buğday insanlara lazım.

Eğer ayırmazsan, hiçbir yerde dirlik, birlik olmaz; sap, saman, buğday birbirine karışır ve fitne-fesat alır yürür" derdi.

Harman yerinden bugüne geldiğimizde, sapla samanı karıştıran soyguncu, düzenbaz, hilebaz, haram helal demeden keselerini dolduran hani şu malumlar var ya, onların gözü öyle dönmüş ki; sap, saman ve buğday ne buluyorlarsa cukkalarını dolduruyorlar.

Böyleleri için "ektiklerini biçiyorlar" denilir ama bunlar ekmeden biçiyorlar, başkalarının ektiklerinin üzerine çöküyorlar.

Mesela şu "ahbabçılar". Güya birbirlerini hiç tanımıyorlar ama vakti zamanında devlete ve millete küfretmek için ağızlarını doldura doldura hakaret etmişlerdi. Şimdi sütten çıkmış ak kaşık rolü oynuyorlar.

Ya belediyelerdeki yolsuzluklar! Çok cesur kimseler doğrusu. Kimse yapacağından geri kalmadan ve adeta birbirleriyle yarışarak, yangından mal kaçırırcasına yapıp ettikleri ortada.