Şanlı Tarihimizin ve Milletimizin Darbeyle İmtihanı

Bizim milletimizin nazarında devlet kavramı, bir idare mekanizmasının adı değildir.

Devlet, Müslüman milletimizin asırlardır uğruna toprağını işlediği, vatanını beklediği, uğruna şehitler verdiği, insan merkezli teşkilatlar kurarak; devletimizi, milletimizin hizmetine sunduğu büyük bir nizamın adıdır ve darbelere geçit vermeyen milletimiz, o nizamın sahibidir.

Millet olarak neler yaşadık. Ne acılar gördük, içten ve dıştan ne ihanetlere şahitlik ettik. 2003 yılından sonra Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın ülke direksiyonuna geçmesiyle millet olarak rahat bir nefes aldık.

Bu nefesi kesmek için malum karanlık odaklar hiç durmadı. İrili ufaklı akla hayale gelmedik binbir oyunla sürekli milletimizin ve devletimizin huzurunu dinamitlemeye kalktılar.

Cumhurbaşkanımızın ve milletimizin güçlü iradesi sayesinde pek çok musibet atlatıldı. Tabi tüm olup bitenlerin arkasında esas Haçlı dünya vardı ve halen varlar.

Oysa karanlık güçler, milletimizin ferasetine dair şu hakikati bilmek istemezler. Bizim devlet-millet sadakatimiz, Haçlıların ve hizmetçilerinin izah edemeyeceği kadar kavidir.

Milletimiz, Orhun'da taşa kazınan sözden, Söğüt'te kurulan otağa, Gelibolu sırtlarından Ankara'daki ilk Meclisin sıralarına kadar uzanan müşterek bir hafızayı genetiğinde taşır.

Bilge Kağan'ın, "Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe..." diye başlayan hitabı, esasen bizim devlet ve millet mensubiyet ve mesuliyetimizin beyanıdır.

Devletimizin bekasını milletimizin varlığından, milletimizin varlığını devletimizin dirliğinden ayrı görmeyen kadim bir anlayışın sesidir.