Safahat ve Mehmet Akif
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyyet" dediğin tek dişi kalmış canavar İstiklal Marşından.
*
12 Mart 1921, İstiklal Marşımızın kabulünün 105. seneyi devriyesi. İstiklal Marşı milletimize armağan edildiği için Safahat'ta yer almaz.
Bilenler bilir, bilmeyenler için hatırlatmalı. Mehmet Akif, TBMM tarafından verilen 500 lira ödülü, Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü'l-Mesâi Vakfına (İş Evi) bağışlamıştır.
Bir kimsenin Mehmet Akif'i anlamak için İstiklal Marşının her mısraını iliklerine kadar hazmetmesi ve kabullenmesi lazım ki, merhum şair ve münevverimiz anlaşılabilsin.
Anlamayanların zekâ seviyeleri düşük olduğundan değil, İstiklal Marşını idrak etmek istemediklerinden ve devletimize, milletimize, bayrağımıza, dinimize olan husumetlerindendir. Yani hakikati inkâr ve şirk mesleklerinden dolayıdır.
*
Yedi kitaptan oluşan Safahata da malum zihniyet aynı gözle bakmaktadır. Oysa İstiklal Marşı, Safahat'ın mütemmim cüzüdür. Safahat anlaşılmadan Mehmet Akif anlaşılmaz.
Safahat; imanın maddeye, hakkın zulme üstünlüğünü ifade eden muhteşem mısralarla doludur. Hem ahiret hem dünya için manayı da maddeyi de içinde barındırır.
Mehmet Akif Safahat da yalnız manevi kalkınma ve refahtan değil, ilim ve tekniğin gelişmesi ve geliştirilmesini de ele almış ve ısrarla üzerinde durmuştur.
İlim ve tekniğin faydalarını asla inkâr etmemiştir. Mehmet Kaplan'ın ifadesiyle; "Safahat, ilim ve tekniği yücelten beyitlerle doludur".
"Atomun, maddenin kuvve-i zerriyesinin dünyayı değiştireceğini, Türkiye'de herkesten önce gören ve söyleyenlerdendir".
*
Mehmet Akif'in anıt eseri Safahat, 1911'den itibaren İslam harfleri yazısıyla tek tek yayınlanmış, külliyat 7. kitap olan Gölgeler ile 1933'te tamamlanmıştır.

18