Müze mutfak tarih şehri Gaziantep

Bunları görmek için de müzeler oluşturulmuştur. Yani Gaziantep kimileri için müze, kimileri için tarih, kimileri için alışveriş, kimileri için de yeme-içme şehridir.

Biz de tarihi ve müzeleri için gittik ve elbet beslendik ama "yedikleriniz sizin olsun, gördüklerinizi anlatın" edebini şiar edindiğimiz için o kısma girmiyoruz.

Müzeler, yaşanmış tarihlerin cansız nesnelerle anlatılma kurumlarıdır. Bu sebeple müzeler tarih derslerinden daha önemlidir.

Yalnız Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, müzeleri o hale getirmiş ve öyle rehberler seçmiş ve yetişmelerini sağlamış ki, cansız eserleri canlı gibi anlatmakta ve ziyaretçileri o yıllara götürmekteler.

Bu durum başlı başına takdirliktir. Bir şehre yol, park, altyapı kurmak elbette belediyeciliğin görevidir ama esas olan şehri ehil kimselere anlattırabilmektir.

Bir şehrin hafızasını korumak ve geleceğe taşımak, derin sorumlulukla birlikte bu sorumluluğu yüklenecek irade ile idare ister. Ancak hafızasını koruyabilen şehirler geleceklerini koruyabilirler.

Örneğin müzeleri gezen ziyaretçiler, sadece şehrin tarihini öğrenmez. Bu şehir için nasıl bedeller ödendiğini idrak eder. Böylece mensubiyet ve mesuliyet duygusu kazanır.

Ağaçlar da insanlar da kökleriyle yaşarlar. Köklerini kaybedenlerin gelecekleri, rüzgâr önünde savrulan kuru yapraktan öte geçmez.

Kimin üzerine basacağı ve ezeceği belli olmaz. Geleceğe yürümenin ve bilgilenmenin yolu, geçmişi hatırlamak ve yad etmekten geçer. Gaziantep bunu başarmış.