Müşterek tapularımıza sahip çıkalım yeter

Darbeler, vesayet dönemleri, terör hadiseleri, ekonomik krizler ve ideolojik kutuplaşmalar, bu fay hatlarını besledi ve hep birlikte nice kayıplar yaşadık.

İnanın bu yükü dünyada başka bir ülke taşıyamazdı. Biz taşıdık, çünkü müşterek tapularımız vardı ve bunlar bizim istiklalimizin temel taşlarıydı, onlardan vazgeçemezdik.

Eğer vazgeçseydik, vazgeçirebilselerdi, bugün Haçlı sömürgesiydik. Birinci Dünya Savaşı'nın, Milli Mücadelenin öcü alınsaydı, İstanbul onların başşehri idi ve bugünkü Türkiye, İç Anadolu'da sığınmacı gibi yaşayarak birbirine yiyecekti.

*

Dünya hızla yeni devreye geçmiştir. Geç kalırsak geçmişe dönmemiz içten bile değil. Dünya yeni bir güç mücadelesinin içerisine girmiştir.

Enerji yolları yeniden şekillenmekte, ekonomik merkezler değişmekte, savaş teknolojileri hız sınırını yükseltmekte, devletler egemenlik savaşı vermekte, biz de ülke olarak bu gelişmeleri daha güçlendirmeliyiz.

Böyle bir zamanda bize lazım olan birinci husus, 85 milyon insanımızın milli mutabakat çerçevesinde millet iradesinde birleşebilmemizdir.

Milli dayanışma sıradan bir mesele değildir, hele siyasi hiç değildir. Doğrudan doğruya istiklalimizin ve devletimizin bekası meselesidir.

Toplumsal bütünleşme ve kardeşlik ilkeleri, herkesin aynı hayat tarzını benimsemesi anlamına gelmez. Türkiye'nin büyüklüğü zaten farklı fikirlerin, düşüncelerin, siyasi kanaatlerin ayrışmaya ve kavgaya sebep olmadan, aynı vatan toprağının üzerinde yaşamasıdır.

Yerkürede milli birlik ve beraberliği en çok hak eden ülkelerden ve toplumlardan birisiyiz. Çünkü bizim ezelden gelen bir tarihi hafızamız var. Bu hafızayı inkâr edemez ve yok sayamayız. Biz bir kere akraba toplumuyuz ve aile, vazgeçilmesi imkânsız temel değerimizdir.