Muradına erenler nerede
Âşık Veysel'in 'murad' (arzu) şiirinden yola çıkarak, dünyada kalıcı tatmin ve ideali arayışın boşuna olduğu iddia ediliyor; peki acı gerçeklikle barışmak ahlaki olgunluk mu, yoksa hayatın anlamını reddetmek midir?
Yazar, Âşık Veysel'in klasik deyişlerinden hareketle insanın dünyada kalıcı murad (istek/arzu) bulamayacağı, ölümün tek hakikat olduğu fikrini merkeze alıyor. Bu iddiasını eski Türk ozanlarının hikmet geleneğine dayandırıyor; yazının kalp argümanı ise dilimizin zenginliğini kaybetmemiz yüzünden bu tür derin düşünceleri anlayamaz hale geldiğimizdir. Ancak Veysel'in bu pessimist görüşü, insanı iyileştirmeye ve umut vermeye çalışan bir entelektüel tutum olabilir mi?
Bu sebeple bildiğimizi söyleriz, inandığımızı deriz, inananlar alır kabul eder, inanmayanlara bir diyeceğimiz olamaz, inandıkları amelleri olsun der geçeriz.
Aklın yolu birdir der yine eskiler. Aklın yolunun bir olmasını; insanın etten ve kemikten bir kadavra olmadığına inananlar söyler. Bunlardan birisi de ünlü ozanımız Âşık Veysel'dir. Deyişleri insan ruhuna ve tabiatına dairdir.
İnsanı ve dünyayı çok güzel anlatan ozanlarımızdan birisidir. Aşağıya alıntılayacağım deyiş ve türkünün sözleri de bu minvaldendir. Sözün özünü ona bırakalım:
Muradına Erenler Nerede
Dünyada tükenmez murad varımış
Ne alanı gördüm ne murad gördüm
Meşakkatin adın murad koymuşlar
Dünyada ne lezzet ne bir tat gördüm
•••
Ölüm var dünyada yoğumuş murad
Gün be gün artıyor türlü meşakkat
Kalmamış dünyada ehl-i kanaat
İnsanlar içinde çok fesat gördüm
•••
Hüsrevan-ı adil nerede tahtı
Süleyman mührünü kimlere bıraktı
Resul-ü Ekrem'in kanunu haktı
Her ömrün sonunda bir feryat gördüm
•••
Var mıdır dünyada gelip de kalan
Gülüp baştanbaşa muradın alan
Murad-ı maksud-u hepisi yalan
Ölümü dünyada hakikat gördüm
•••
Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz
Çağlayan bir su var arkı belirsiz
Veysel neler satar narkı belirsiz
Ne müşteri gördüm ne hesap gördüm

18