Mirac gecesi münasebetiyle
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Bu gecemizin hayırlara vesile olmasını dileyerek bir iki hususa değinip, Mirac gecesi başta olmak üzere dinimiz bize neler söyler, onu ehline bırakacağım.
Bir kere mübarek gecelerin adında "kandil" diye bir kavram yoktur. Lakin galatı meşhur olduğu için yazılmakta ve konuşulmaktadır.
Bir de yazılışı "Mirac"dır. "Miraç" diye yazmak nice doğrudur, mana değişir mi değişmez mi bilemedim. "Önemli olan niyet" denilebilir. Eyvallah!.
Bu kutlu gecede herkesin yapacağı vazifeler vardır.
Gece ile alakalı değil ama bu vesileyle, iş ve siyaset duayenlerimizden Ali Coşkun ağabey, Eski Diyanet İşleri Başkanımız Ali Bardakoğlu hocamızdan manifesto niteliğinden tespitler paylaşmıştı. Özetle o notlardan birkaçını kaydetmek isterim.
•
-İslam dini dünyada yaşansın diye gönderildi, ahirette değil. Yani dünyayı terk et, hiçbir şey yapma, ahirette kazanırsın mesajını vermiyor. Müslümanlar dünya-ahiret dengesini yitirdiler.
-Biz Müslümanlığı sadece inanma ve namaz, oruç, hac gibi belli ritüelleri yerine getirme olarak algıladığımız sürece, bu mahcup edici durum devam edecektir.
-Ortadoğu toplumları barut fıçısı gibi! Birbirlerine duydukları öfkeyi mezhep, din duyarlılığı veya öteki üzerinden dile getiriyor, onlar üzerinden kimlikler şekilleniyor. Toplum olarak ayrıştığımız, artık birbirimize öfke duyduğumuz doğrudur. Bunlar sosyal birlik beraberliğimiz açısından alarm noktalarıdır.
-Serbest pazar mantığıyla fetva arayan, müşteri memnuniyetine göre fetva verenler kapladı ortalığı. İslam âlimlerinin içinde yaşadığı hayatla ve gerçekliklerle bağı koptu.
-Üçüncü, beşinci asırda yazılan kitaplardaki bilgileri tekrar ederek insanlara dini anlattığımızı düşünemeyiz. 50 küsur İslam ülkesi var, paramparçayız.
-İslam barış dinidir diyoruz ama kimseyi inandıramıyoruz, çünkü birçok yerde Müslümanlar birbirinin boğazını sıkıyor.
-Birbirinin Müslümanlığını beğenmez oldular, birbirini itham ve tekfir ederek sürekli camdan aşağı atmakla meşguller.

6